Azad Altuğ

O "ilk yalnızlık" birgün kuşkularından, düşmanlıklarından, savunmalarından vazgeçer mi, birgün bir başka insana güven duyar mı, usul bir uykuya dalıp bizi rahat bırakır mı, bir başka insanla ruhen ve bedenen mutlak bir bütünleşme sağlamamıza izin verir mi?
Reklam
Herhalde bazen kendimiz bile şaşıyoruz kendi gelgitlerimize.
Teslim olmaya en yakın olduğumuzda, en çok sevdiğimizde, yaşıyoruz en büyük kuşkuyu. Sevdiğimize düşman bir yan var içimizde. Bizi bırakmayan bir yan.
O "dokunulmaz" ve mutlak yalnızlık yüzünden yalnızlıktan kurtulamıyoruz.
Tam bilemesek de, onun içinde de bize teslim olmayacak, bizi gözetleyecek, bizden uzak bir "yalnızlık" olduğunu, o "yalnızlığın" onu bizden uzaklaştıracağını, bize teslim olmasını engelleyeceğini, olmadık bir anda bizi terk etmeye onu zorlayacağını seziyoruz, biz sezmesek bile bizim "yalnızlığımız", onun da içinde bir yalnızlık olduğuna dair bizi uyarıyor.
Reklam