Eğer din farkından dersek o zaman dini çok önemsediğimiz çıkar ortaya.
Dini bu kadar önemsiyorsak nasıl oluyor da dinin ‘haram kazanç’ kavramına hiç aldırmadan birbirimizi soymuşuz, nasıl oldu da ahlaken böylesine çökmüşüz.
Ve,biz başımıza her gelenden, kendimizden başka birini, kaderi, talihi, düşmanları, hainleri sorumlu tuttuk.
Şimdi öyle bir noktaya geldik ki artık suçlayacak kimse kalmadı.
Onlar rönesansları , reformları, Protestanları, matbaaları, Cervantes’leri, Moliere’leri , Shakespeare’leri , Goethe’leri, Spinoza’ları , Kant’ları, Descartes’ları , buharlı makineleri ile bir başka kadere yürüdüler.
Biz felsefesiz, romansız, tiyatrosuz, senfonisiz, matbaasız, muhalefetsiz bir çürümenin içinde kaldık.