Azad Altuğ

Silopi’de iki genç, bir jandarma karargâhının kapısından girerken son kez görüldükten sonra kaybolduysa, kaybolanların son çığlığı büyük şehirlerden duyulmaz.    O çığlık, şehirlerin büyük bulvarlarım dolaşmaz.    Karanlığın içinde erir gider o çığlıklar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ölmüyor, öldürülüyorsunuz.    Yaşamıyor, süründürülüyorsunuz.    Kendi kaderinin hâkimiyetini ele geçirmek için ölümün peşinde koşan sakat bir adamın gücü bile yok sizde.    Birer zavallı kazazedesiniz.
Sanatı, aşkı, sevişmeyi, sevgilinizin dudaklarını emmeyi, biraz sonra neler yapacaklarınızı hayal ederek baş başa akşam yemekleri yemeyi, oğlu kaybolan bir ananın acısını paylaşmayı, bir dosta yardım etmenin hazzını, başkaldırmanın görkemini, ‘Tanımıyorum sizin kurallarınızı’ diyen başkaldırının insanın içine dolan keyfini, aynada kendinize gülümsemeyi, sokakta bir çocuğun başını okşamayı, bir kıza göz kırpmayı unuttunuz siz, dans etmeyi, öfkelenmeyi, bağrılması gerekenlere bağırmayı unuttunuz.
Malrauxherhalde sizin için söyledi o unutulmaz cümleyi:    — Uğrunda ölmeye değmeyen bir hayat yaşanmaya da değmez.
— Kimin hayatı bu?    Sadece insanlara karşı değil, tanrılara karşı da mücadele ediyor, kendi hayatının hâkimiyetini kaybetmemek için kımıltısız vücuduyla dövüşüyordu.    Sonunda insanlara ‘Bu senin hayatın’ dedirtmeyi başarıyordu.    Sizin yaşamak için yapamadığınızı o adam ölmek için yapıyordu.