Şimdi herkes Tanrı’nın iradesinden ya da kaderden ya da bunun gibi zırvalıklardan söz ediyor…
..yanlış yöne doğru kaçtım.Kaçtığımı fark etmemiştim,olan buydu:
Yapılabilecek pek çok şey vardı, hepsi birbirinden korkunçtu,
“Tanrı ve insanlar tarafından tamamen terk edildiğini hisseden bahtsız kızın başı, hiç gücü kalmamış hareketsiz bir nesne gibi göğsünün üzerine düştü.”
“Şimdi bu ruh ortadan kaybolmuşa benziyor,hüzne boğulmuş katedral âdeta kendi isteğiyle sessizliğini bozmuyordu.
Yine de Quasimodo oradaydı;içinde nasıl fırtınalar kopuyordu? Teşhir direğinin utancı ve umutsuzluğu hâlâ yüreğinin derinliklerinde miydi,işkencecinin kamçı darbeleri ruhunda yankılanmaya devam mı ediyordu ve böyle bir muamelenin hüznü çanlara olan tutkusu da dahil olmak üzere içindeki her şeyi söndürmüş müydü?”
“Bana göster yanlışımı,saptığım yeri göster ki feryat etmeyeyim.
Bazı yanlışlarını gördü,ağladı.Bir büyük sapaktaki eğriliğini gördü, kaç zamandır onun önündeydi, kaçarak uzaklaştı.”