Alper Ali Çelik

Alper Ali Çelik
@Ghostman2013
Mühendis
Lisans
İzmir
Afyonkarahisar, 25 Eylül 1995
31 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Bilim ve Felsefe İlişkisi
Bütün bilimler…konuları birbirinden ne kadar farklı olsa da temelde ortak bir yöntem kullanırlar.Bu, bilimsel yöntemdir.Bu yöntem kısaca, evrendeki olguların dikkatli ve bilinçli bir şekilde gözlemlenmesi; onlarla ilgili geçici bir açıklama önerisi veya varsayım ortaya atılması; bu varsayımı doğrulamak üzere tekrar evrene dönülerek herhangi bir şekilde onun sınanması, deneye tâbi tutulması; böylece doğru olduğu gösterilen varsayımın, mümkün olduğu kadar bir yasa biçiminde ifade edilmesinden ibarettir.Buna karşılık felsefede böyle bir yöntemin söz konusu olmadığını ve olamayacağını biliyoruz.Felsefenin yöntemi her zaman bilinçli, tutarlı, sistemli bir düşünme, spekülasyon veya refleksiyon yöntemi olmaktan ileri gidememiştir. Bu durum sonucunda felsefe âdeta işlevsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya gelmiştir.
Sayfa 83 - Alfa Yayınları
Reklam
Bilim ve Felsefe İlişkisi
…bilimin kendisi bir sürü altdallarına parçalanarak felsefeden ayrılmıştır…Böylece bir anlamda felsefenin, kendi doğuşunda din ve mitolojiye yaptığını bu kez bilimler felsefeye yapmışlar; yani kendilerini felsefe yerine ikame ederek felsefeye, deyim yerindeyse üzerinde çalışabileceği özel bir varlık alanı veya problemler grubu bırakmamışlardır.Felsefe bunun sonucunda bir süre için âdeta konusu olmayan bir etkinlik haline gelmiştir.
Sayfa 82 - Alfa Yayınları
Bilim ve Felsefe İlişkisi
Felsefe, bütün ilkçağ ve ortaçağ boyunca bizim bugün bilimden kastettiğimizden çok farklı bir şey olarak anlaşılmamıştır.Nitekim Aristoteles’e göre bizim bugün belli ve bağımsız, özel bilimler olarak tanımladığımız matematik, fizik, astronomi vb yalnızca felsefenin, teorik felsefenin dallarıdır.Hatta bir bakıma 19.yüzyıla varıncaya kadar felsefe ile bilim arasında ciddi bir ayrım yapılmamıştır: Newton’ın fizik, mekanik ve astronomiye ilişkin bilimsel görüşlerini içeren ünlü kitabının adı Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri’dir; yani Newton’ın kendisinde bile henüz doğa felsefesi ile doğa bilimi arasında bir ayrım yoktur.Öte yandan, 19.yüzyıla gelinceye kadar üniversitelerde “fizik” dersleri de “doğa felsefesi” adı altında verilmekteydi.
Sayfa 82 - Alfa Yayınları
Bilginin ölçütü ve standartı olarak pragmatizm
Pragmatizmin diğer önemli temsilcisi Dewey de “doğru”yu deneyde karşılaştığımız problemleri çözmemizde bir araç olarak tanımlar.Dewey bilgi hakkında, klasik, bilen-bilinen ayrımını reddeder.Ona göre insan zihni, doğanın karşısında, ondan ayrı olan bir şey değildir; doğanın içinde, onun bir parçası, bir bölümü olan şeydir.O halde, bilgi; dünyanın dönüşü, bir çocuğun ölümü, herhangi bir deprem, yemek yeme gibi doğanın içinde meydana gelen doğal bir etkinliktir.İnsan deneyinde bilgi edinme eylemi, insanın hayati bir problemle karşılaştığı anda başlar ve bu problemin başarılı çözümü ile sona erer. Örneğin bu problem, ormanda kaybolmadır.Ormanda kaybolan insan ondan çıkabilmek için derin ve yoğun bir biçimde düşünmeye başlar.Güneşin durumu, yürüdüğü istikamet ve arazi hakkında sahip olduğu daha önceki bilgileri göz önüne alarak ormandan çıkış için bir teori geliştirir.İşte eğer bu teori onun ormandan kurtuluşunu sağlarsa, yani iş görürse, demek ki doğrudur.Eğer bu teori, onun problemini çözmede işe yaramazsa, yanlıştır; çünkü başarısızdır.Dewey, doğru hakkında bu görüşlerini özellikle eğitim alanına uygulayarak işlevsel, problem çözen bir pragmatik eğitim anlayışı da geliştirir.
Sayfa 76 - Alfa Yayınları
Bilginin ölçütü ve standartı olarak pragmatizm
Pragmatizmin diğer önemli temsilcisi W.James ise bir önermenin doğru olduğunun biricik göstergesinin onun pragmatik olarak işe yarıyor olması gerektiği görüşündedir.Ona göre teoriler, karşılaştığımız problemleri çözmek için teklif ettiğimiz araçlardır.Onların doğru olup olmadıklarını ancak pratikte bir işe yarayıp yaramadıklarını görmek suretiyle anlayabiliriz.Örneğin Salk Polio aşısının “doğru” olup olmadığını anlamak için, onun, pratikte, çocuk felcini önlemede “başarılı” olup olmadığını görmek zorundayız. Öte yandan, James “pratik olarak işe yaramak”tan bazen bir başka şeyi, “psikolojik olarak işe yarama”yı da kastetmektedir.Örneğin, acaba Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen materyalist teori mi doğrudur, yoksa Onun varlığını kabul eden spiritüalist teori mi? James’e göre, onların hangisi psikolojik olarak bizim davranışlarımız üzerinde pratik bir yarar sağlıyorsa, o doğrudur.
Sayfa 75 - Alfa Yayınları
Reklam