…bu filozoflarda anahtar kavram, doğrulanabilirliktir.Bunlara göre anlamlı bir önerme, doğrulanabilir(veya yanlışlanabilir) bir önermedir.Şimdi “Tanrı, evrenin yaratıcısıdır” tarzında bir önerme, bilimsel, yani deneysel-hatta bazı yeni -pozitivistlere göre daha dar olarak duyumsal- olarak doğrulanabilir olmadığı için anlamsızdır.Şüphesiz, dinlerin yanında sanatın ve ahlakın önermeleri de bu anlamda doğrulanabilir olmadıkları için anlamsızdırlar.
Pozitivizmin ana iddiası, metafiziğin hiçbir değeri olmadığı iddiasıdır.Kant’ın metafiziğin hiç olmazsa ahlaki bir değeri olduğu görüşüne karşı çıkan Comte, onun böyle bir değeri olduğunu da kabul etmez.Çünkü ona göre, insan zihni, kendisinin teolojik, metafizik ve pozitif diye adlandırdığı üç dönemden geçmiştir.Birinci dönemde insan, evren hakkında doğru bir anlayışa sahip olmadığı için olayların arkasında tanrısal güçler, ikinci dönemde yine henüz yeterli ölçüde gelişip olgunlaşmadığı için metafizik kuvvetler aramış, nihayet şimdi, yani Comte’un kendi çağında ve onun kendi felsefesi sayesinde pozitif, yani olguların arkasında gizli güçler aramayan, onları deney ve gözleme dayanan başka olaylarla açıklayan bir zihin durumuna ve açıklama modeline kavuşmuş veya yükselmiştir.
Öte yandan, bu açıklama modeli yalnızca doğa olayları için değil, dinlerin, âdetlerin, geleneklerin, ahlakın temel olayları ve değerleri için de geçerlidir.
Kant’ın ünlü deyişi ile “görüsüz(yani deneysiz) kavramlar boş, kavramsız(yani aklın kategorileri olmaksızın) görüler kördür.”Birincinin örneği klasik metafizik, ikincinin örneği hayvanların deneyleridir.Metafizik bir bilim olmadığı gibi, hayvanların deneyleri de bilim değildir.
Matematikte bir ilk ilkeler, bir de bu ilkelerden hareketle yapılan çıkarsamalar vardır.Gerek bu ilk ilkeleri kendi gücü ile keşfeden gerekse bu ilkelerden hareketle çıkarsamalar yapan, akıl veya zihindir.
İlk ilkeler, “düşünüyorum, o halde varım” türünden kendisinden şüphe edilmesi asla mümkün olmayan ve Descartes’ın sezgi yoluyla elde edildiğini söylediği ilkelerdir.Bu ilkelerden hareketle ve Descartes’ın tümdengelim(deduction) diye adlandırdığı bir işlemle, yani akıl yürütme veya çıkarsama yoluyla ilgili bilginin alanı genişletilir.Descartes için gerek sezgi, gerekse tümdengelim, son tahlilde, tamamen akılsal işlemlerdir.Bundan dolayı her türlü doğru bilgi, son tahlilde, akılsal bilgidir.