Gece vakti büyük bir şehre girdiğimde karanlıkta kümelenmiş bütün o evlerin her birinin içlerinde kendi sırlarını barındırdıklarını düşünürüm, her bir evin her bir odasında ayrı bir sır vardır ve bunların içlerinde çarpan her bir yürek de hemen yanı başındaki yüreğin bile bilmediği ayrı bir sır taşır içinde!
Bin dokuz yüz kırk üç. Korkunç yüzyıl; erkeklerin sırtındaki giysiler ne de iğrenç; savaşı övüp kir rengi giysiler taşıyacaklar sırtlarında savaşta, biz, bizler savaşı övmedik hiç, savaş şerefli bir zanaattı bizim zamanımızda; biz bu zanaatı yaparken koyu renkli giysiler giydik, tıpkı bir hekim ya da bir belediye başkanı nasıl giyiniyorsa öyle... tıpkı bir yosmanın giyindiği gibi; onlar, onlar itici giysiler giyip savaşı övecekler, o savaşı anavatan uğrunda açacaklar sözümona, itici yüzyıl; bin dokuz yüz kırk üç...