Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda bir anlam bulmak demektir. Yaşamın anlamı varsa, ıstırap ve ölümün de anlamı vardır ancak kimse bir diğerine bu amacın ne olduğunu söyleyemez.
Herkes bu anlamı kendi bulmalıdır ve bu cevabın gerektirdiği sorumluluğu kabul etmelidir. Bunu başaran insan, tüm aşağılayıcı durumlara rağmen büyümeye devam edecektir.
Frankl, Nietzsche'den şu alıntıyı severek kullanır: "Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıla katlanabilir."
Toplama kampındaki tüm şartlar, kişinin dayanma gücünü sınamak için sözleşmiş gibidir. Hayatın olağan hedefleri tutsakların elinden alınmıştır. Geride kalan tek şey "insan özgürlüklerinin sonuncusu" olan, insanın "verili koşullar altında tavrını seçebilme" özgürlüğüdür. Antik stoikler kadar modern varoluşçular tarafından da tanınan bu nihai özgürlük, Frankl'ın öyküsünde canlı bir öneme sahiptir. Tutsaklar ortalama insanlardır ancak bazılarının en azından "çektikleri acıya değer olmayı" seçmeleri insanın dışarıdan belirlenen kaderinin üzerine çıkma yetisini kanıtlar.