Güzel ahlak muhafızları burdalar mı? O halde baharat, mayonez, kahve , et ve gazlı içecekler gibi şehvetuyandırıcı şeyleri bir kenara bırakıp incelememize başlayabiliriz. (Mesir macunu, ejder meyvesi ve medine hurması hariç)
Kitaba başlamadan önce küçük çaplı bir araştırma yaptım ve gözlemlediğim kadarıyla 1929 Nobel ödüllü yazarın, bu kitapta işlediği konu itibariyle pedofilik bir vaka üzerinden okurlarca çarmıha gönderildiği şahit oldum. Açıkçası bu durum beni de rahatsız ettiği için okumakla okumamak arasında kaldım. Bereket versin ki biz; Nihat Doğan'ın "benim olmazsan taciz ederim" şarkısının çınladığı bir zamanın kanlı canlı evlatlarıyız.Yani mide bulatılarına karşı bağışıklığımız gayet yerinde. Tüm ceseretimi topladım ve okumuş bulundum. Bu sayede de iyikideokumuşum dediğim ender kitaplar arasında yerini aldı.
Spoiler vermeden:
Asalet ünvanıyla da onurlandırılmış olan Aschenbach adında 50 yaşlarında ünlü bir sanatçının inzivaya çekilme isteğiyle yolu Venedik'e düşer. Kalmış olduğu otelde Tadzio adında henüz ondördünde bir Polonyalıyla karşılaşır ve olaylar bu şekide başlar. Burda gözden kaçan önemli husus var ki Aschenbach'in geçmişinden kaynaklı derin bir boşlukta bulunması ve kültürel olarak mitolojik zamanlardan kalma sanrılarla yaşamasıdır. Bu durumu güzellik ve estetik gibi tanrısal vasıfların baş karakterin gözünde hayat bulmasıyla beraber; tabuların, ahlak ve erdemin bir nebze ihlali şeklinde yorumlayabiliriz. Bu süreçte Aschenbach, yüreğinde vuku bulan istençten çok gözlerinde hayranlık uyandıran mistik bir durum üzerinden şehri esir alan salgınla beraber kendi vakur ölümüne kadar olayı idare etmeye gayret göstermekte, duygularını dizginlemeye çabalamaktadır. Güzellik ve sanatla haşir neşir olmuş bir ruhun erken dönem
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,663 okunma