İmam Gazali'nin 'dil belası' kitabında Hz.
İsa'nın şöyle bir sözü geçiyor;
"yalanı çok söyleyenin güzelliği, insanlarla inatlaşanın da iyiliği gider vücudu hastalanır. ahlakı kötü olanın da daima canı sıkılır ve sıkıntı içinde kalır."
(...)
Artık sabrının tükendiği bir zamanda annesinin yanına giden
Abdullah b. Zübeyr'e Hz. Esmâ: " Evladım şerefinle yaşa izzetinle öl! Ama asla zalimlere teslim olup esir düşme!
Bu eserde bu insanların en hayırlısıyla başlıyor. Herşeyde öncü olanla başlamak yakışırdı zaten.
Hz. Ebû Bekir..
"İşte Hz. Ebû Bekir bu... Doyma bilmeyen bir kul... Neye?
Allah'ın rızasına, Resûlü'nün hoşnutluğuna..." Bu tanım çok hoşuma gitti. Neye karşı doymak bilmez bir tabiattayız muhakeme fırsatı verebilecek bir güçte.
"Nübüvvetin en büyük mucizesi Kur'ân, Kur'ân'ın en büyük mucizesi sahâbe, sahâbenin en büyük mucizesi ise Hz. Ebû Bekir (ra)
İşte böyle!.. kitap, kitap, kitap!.. Amma evvelâ kitap, kitabın kitabı ve bütün mefhumunun ruhu olan Allah’ın kadîm kitab’ından ders alarak kula düşen vazife, kitap hacminde çalışmak… Gerisi haylâzlık ve başıboşluk…