Bir türkü duyulur... Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse... Genç söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse... Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindin, akşamlayın başkadır.
Sınırlar sımsıkı kapandı. Yolculara da , mektuplara da, telgraflara da, telefonlara da. Mesafe hâlâ aynıydı, karayolundan üç-dört saat, ama bunlar artık farazi saatlerdi. Aramızda ışık yılları vardı, artık aynı gezegende değildik.