“Onun gibi biri var mıydı dünyada? Nizam ül-Mülk aslında her alanda kendisini yenmişti. On yıldır Hasan’dan daha üstün mertebedeydi. Bu yüzden de Hasan’a onun tam aksi istikametinde ilerlemekten başka çıkış yolu kalmamıştı. O gülümsüyor, öyleyse ben somurtmalıyım. O affediyor öyleyse ben merhametsiz olmalıyım. O etrafındakilere şefkat dağıtıyor öyleyse ben de korku salmalıyım.”
Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer gruptaysa hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Birinci grup liderlik etmek ikinci grupsa onları izlemekle yükümlüdür.