Zavallı hava, dedi. Bereket versin ki o var, olmasa çok şeyler bahanesiz kalacaklardı. Yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olmasa neler geri kalmayacaktı, değil mi? Şimdi sonbahar, havanın ne suçu var? Fakat kendi suçlarımızı, haksızlıklarımızı ondan başka neye yükletmeli?
Ruhu daima aynı kalacak, yüreği ölünceye kadar öyle vuracak sanmışken, işte ona da yaşı, o herşeyi en gerçek rengi ile görüp anlamak yaşı geldiğini görüyordu. Bir anlam, bir neden veremediği sıkıntıların hep alıştığı yaşamın artık ruhuna yetmediği için meydana çıktığını ve sonunda şimdi ruhunun kıymetli gıdasını bulduğunda, o hiçbir şeyi bilmeden tertip ve kabul edilmiş yaşamın bağlarıyla bağlandığından bu yeni mutluluğu ret ve uzaklaştırmaya mecbur olduğunu görmek kendisine acı geliyordu.
Ah tekrar yaşantısına başlamak mümkün olsaydı...