Fatma Göktaş

Fatma Göktaş
@Gktsf
Sana nasıl davrandığımın mimarı " SENSİN" .
ARAMIZDA KALSIN
''Hiç kahveden çıkmayan, çocuğunun gelişimini fark etmeyen , veli toplantısına bir kez bile gitmeyenbir babanınçocuğu psikolojik yetim, bugün benim diye gezen, ya da o gün senin, televizyondaki dizileritakip ettiği kadar çocuğunun okulunu, eğitimini takip etmeyen bir annenin çocuğu da psikolojik öksüzdür. ''
Sayfa 20 - YEDİVEREN·Kitabı okudu
Televizyon
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Pencereden baktığınızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, birileri bu günlerin bedelini kanlariyla ödediği içindir. Cumhuriyetimizin 94. yılı kutlu olsun...
İtiraf ediyorum! Mesleğe başlayalı 2-3 yıl olmuştu. Yaşım 24 bilemedin 25. Gazetedeki amirim belediye başkanının programından bahsetmiş, beni orada görevlendirmişti. Mesafe uzak olunca belediyenin tahsis ettiği araç gelip muhabirleri aldı. Ben dahil dört kişiydik. İki kız iki erkek. Gittik haberi yaptık. Haber dediysem ciddi bir olay yok. Klasik bir belediye programı. İşimizi bitirdikten sonra belediye başkanının masasındaydık. Eşi, oğlu, kızı, gelini, damadı hatta torunları… Yemekler yendi, çaylar içildi, belediye arabası bizi gazetelere bıraktı. Her şey olması gerektiği gibiydi yani. Yarın yaşayacaklarımdan habersiz, haberi yazdım, evime gittim… Sabah daha gazeteye bile girmemiştim ki telefonum çaldı. Arayan belediye başkanıydı. “Haber çok güzel olmuş, eline kalemine sağlık” dedi. İnce bir davranıştı, rica ederim görevimiz diyerek kapattım. Akşam yine aradı; bu kez hal hatır sorma… “Nasılsın Yeliz, bugün nasıl geçti…” Allah Allah diye içimden geçirmedim değil ama babamdan yaşlı, torun sahibi adam diye düşünerek hem kendi fesatlığıma kızdım hem de “eşinize selam söyleyin” diyerek aklımca önlem aldım. Ertesi gün akşama doğru yine bir haberdeyim. Telefonum çaldı. Arayan yine belediye başkanıydı. Açmadım.. O zaman da şimdiki gibi olumsuz şeyler yaratacak durumlardan kaçar, daha doğrusu ertelerdim. Önce kendimi hazırlayayım sonra ne yaşayacaksam, ne diyeceksem diyeyim… 24 saat geçmemişti ki telefonum yine çaldı. Bu kez sabahın körü; daha işe gitmek için akşam kurduğum alarm bile çalmamış uyuyorum. Telefonu açtım. Karşımdaki 18’lik delikanlının sabah sevgilisini aradığı mutlulukta. “Günaydın Yeliz…” -Günaydın hayırdır başkanım dedim. “Yaptığın haberden dolayı sana yemek ısmarlamak istiyorum” dedi. Sanki belediyeyi dolandıran birini yakalatmışım! Alt tarafı kıytırık bir
Teknoloji
LÜTFEN HERKES PAYLAŞABİLİR Mİ?
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ HASTANESİNDE YATMAKTA OLAN YARALI ASKERLER SEYİT YÜZGEÇ VE YASİN YALÇIN İÇİN ACİL 0(- NEGATİF) VE B(- NEGATİF) KANA İHTİYAÇ VARDIR. DUYARLI VATANDAŞLARIMIZIN GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ HASTANESİYLE İRTİBATA GEÇMESİ RİCA OLUNUR
Sağlık
UNUTMADIM! UNUTTURMAYACAĞIM...
11.02.2015 Özgecan; Nefes alıp veren, iki bacak üzerinde yürüyen ve konuşabilen herkese verilen insan ismini taşıyan canilerce katledildi. İnsanlar genel olarak sözün bittiği yerde. Söyleyecek bir şey bulamıyor. Benim söyleyecek çok şeyim var lakin bu coğrafyanın unutkan insanları, yapacak bir şeyi yokçular vicdanımı kemiriyorlar. Biz unutkan iki bacak üzerinde yürüyen sözüm ona üstün bir ırkız. Nasıl da unuttuk değil mi 2010’da YÖK eyleminde dövülerek, biber gazı yiyerek çocuğunu düşüren, ismi hâlâ E.Ö. olarak anılan üniversite öğrencisini. 14 yaşındaki B.Ç.’ye tecavüz eden Hüseyin Üzmez’i ne de çabuk çıkardık hafızamızdan. Siirt’teki, Mardin’deki, Bingöl’deki toplu tecavüzleri, mağdurun yaşının büyütülüp tecavüzcülerin serbest bırakıldığını nasıl da insanlığımıza yedirdik de bu kadar çabuk kabullendik. Sadece bu ay 13 tane kadın cinayeti davasının görüleceğinden hangimizin haberi var. Bu işi hâlâ etekte, şortta, başı açık kapalı kadında arayan, “hak etmiştir” kisvesi altında kadınları suçlayan, bir anneden doğduğuna şüphe ettiğim ahlak bekçileri. Evde babaları, Abilerince bastırılan, yurtta yurt müdürleri, memurları tarafından, sokakta magandası, işte işvereni, okulda ne giyeceğine karışma cüretinde bulunan dar kafalısıyla uğraşan, evdeki kadın, işteki kadın, lisedeki, üniversitedeki kadın. Rızası olan, kırmızı ruj, oje süren tahrikçi kadınlarımız. Annesinin dizinden hallenen evlatlarımız, kahkahadan tahrik olan abilerimiz, şort giyindi diye tecavüzü hak etti diyen amcalarımız. Bu işi politik olmaktan uzak gören canım Anadolu coğrafyası insanları. Hukuk sisteminin işleyişi: “Sen tecavüz et, biz kırmızı mont giyindi tahrik etti sebebiyle seni beraat ettiririz. Sen karını vur, biz namus meselesi diye kurtarırız. Sen döv, karakola sığınacak kadar korkut, biz