Aşk, kendi varlığının farkındadır. Yaratıcı bir dürtüdür; kendini tamamlamaktan başka bir amacı yoktur.
İnsan, kusurlarıyla bir bütündür.
Bazen birisi bana çok yavaş ilerliyor gibi gelir ama bilirim ki o kişi o yolu ancak o hızla yürüyebilir.
Aynı şey aşk için de geçerlidir.
Yaşamak cesaret ister. Kabuğu hâlâ sağlam olan tohum ile çatlamaya başlamış olan tohum aynı özü taşır ama yalnızca kabuğunu kırmaya cesaret eden, yaşam serüvenine atılabilir.
Bu serüven, kendine özgü bir gözüpeklik gerektirir:
Başkalarının deneyimleriyle yaşanamayacağını fark etmek ve kendini bilinmeyenin kucağına bırakmaya razı olmak. Birinin gözlerini, bir başkasının kulaklarını ödünç alarak önünü göremezsin çünkü her yaşam kendine özgüdür.
Beni bekleyen her şeye karşı kalbimin açık olmasını istiyorum; hazır ve kabullenmeye istekli. İncinme pahasına bile olsa birine yaklaşmaktan korkmayayım. Sonunda canım yansa bile, daha önce kimsenin cesaret edemediği bir şeyi yapmaktan çekinmeyeyim. Bu sabah elimde sadece budalalığım varsa, onu da gizlemeyeyim. Bunun için azar işitebilirim ama önemi yok. Kim bilir, belki yarın daha az budala olurum.