Enes Genç

Enes Genç
“İnsan olan onuruyla yaşar.”
AMASYA
Battalgazi/Malatya
616 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ancak Jansen'in 50 yıldaki 300.000 nüfusa göre planladığı kent. daha 20 yılda yani 1950'ye gelindiğinde 290.000 nüfusa ulaşınca, Cumhuriyet'in ideolojik ve mekansal merkezi sayılan Kızılay'ın bu kültür izolasyonunu sürdürebilme imkanı kalmadı. Ulus'un taşrayı ağırlayan merkez olma misyonu nisbeten ortadan kalktı. 1957 tarihinde yeni bir imar planı yarışması daha açılarak, Kızılay'ın yeni bir merkez olarak ortaya çıkması kaçınılmaz oldu. Ankara'nın "Modern-Çağdaş Kent Kimliği" nin bir göstergesi olarak mimari örneklerin sergilendiği bir arena haline getirilmesi bu tarihle başlar. 1961 Bölge Kat Nizamı Planı ile de, 1957 Planına kat artışı getirildi ve 6 kat, 8 kat, 10 kat yüksekliklere geçildi. Hem Yenişehir'de hem de Eskişehir'de (Ulus) ana caddeler üzerindeki erken cumhuriyet dönemi ve 1940-50'lerin yapılaşmalarının yıkılıp yenilenmesine yol açan Atatürk Bulvarının kenarını devasa bloklarla perdeleyen yeni bir anlayış gelişti. Bu dönemin yani II. Ulusal Mimarlık Dönemi yapı ve apartmanlarının özellikle Kızılay çevresinde beton ve cam kaplama malzemelerle modern mimarlık örneklerine yönelik spekülatif yoğunlaşmalarla kent merkez kimliğinin de değişmesine neden olduğu ifade edilmiştir (TUNÇER, 2008).
Sayfa 272 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kırk iki bin köyü, bin kasabası, altmış yedi kenti ile yuvarlak yedi yüz elli bin km'lik koskoca bir coğrafya parçasını kapsayan Türk yurdunda son derece ilkel geçim şartları içinde yaşayan on iki milyonluk bir halk oturmakta, daha bir mutlu azınlığı bile yok, daha kötüsü bölgesel yakın şehirler bile birbirine bağlı değil her yer daracık bir çerçevede kapalı bir milli pazardan, bir milli ekonomiden eser bile yok" (ATAY, 1984: 36). Cumhuriyet elitleri, Falih Rıfkı'nın eksikliğini hissettiği şeyin farkında idiler ve Ankara'nın mekânsal imarının yanı sıra yeni bir toplumsal kimliğin inşasının gerekliliğini görmekteydiler. 1927 yılında, Ankara'nın yeni devletin görkemini ve devlet - toplum algısını gösterecek şekilde tanzimini sağlamak amacı ile belediyeci Şükrü Kaya ve Ankara Valisi Asaf Bey Berlin'e gönderilir. Görüşmeler sonunda Berlin Güzel Sanatlar Akademisi ve Mühendislik Mektebi öğretim üyesi Herman Jansen'in adı, Ankara'nın imarı ile ilgili görüşlerine başvurulacak mimar olarak öne çıkacaktır. 1928'de açılan uluslararası yarışmayı Jansen'in Planı kazanır ve Ankara dev bir şantiyeye dönüştürülür. Cumhuriyet'in kurulmasıyla ülkenin birlik ve bağımsızlığını sembolist bir mekan tasavvuruyla belirleme ihtiyacı Ankara'yı şekillendirecektir. Ankara Kent Kimliği'nin "Cumhuriyet Batılılaşması" denilebilecek öğelerini, Atatürk Bulvarı üzerinde oluşturmaktadır. Jansen 1928 uluslararası Ankara İmar Planı yarışmasıyla birinciliği kazan dıktan sonra, "eski şehrin korunması" ve "yeni şehrin planlanması tergelerinden biridir. Jansen, Ankara'yı Devlet Mahallesi, yabanc riyet fikrinin yeni bir Başkent oluşturma ihtiyacının en önemli gös elçilikler ve diplomatik temsilcilikler semti, üniversiteler semti ve konut bölgeleri halinde tasnif edip ayırır. Yeni Ankara için yer açılması
Sayfa 269 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Balıkları yaratanın ve insana gönderenin Allah olduğunu unutan adamın balığa ulaşmak için sonar kullanması "ilahi olandan yardım"ı talep eden istianenin (yardım dileme) iptaline dönüşüyor. Oysa istiane, namazda okunan Fatiha'nın öğrettiği uluhiyyet tevhidinden başkası değildir.
Sayfa 265 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Kat Mülkiyeti Kanunu yanında Ev-konut Arazisi Kanunu çıkarılmalıdır. Mülkiyet dokunulmaz haktır, kamulaştırılamaz. Devlet kamalaştırılan konut arazisine muadil bir konut arazisi vermekle mükellef tutulmalı. Konut arazisine karşı kat mülkiyeti teklif edilmemeli. Osmanlı'da kadı, üzerine cami yapılan gayrımüslim arazisinde Sultan'ı haksız bulmuş ve camiinin yıkılmasına karar vermişti. İmarı olan ev/yerleşim arsalarında yeniden imar geçirilerek yürütülen kentleşme mülkiyet haklarına ihlal oluşturur. Küresel kapitalizmin sermaye oluşturmak için kent rantına göz dikmesi Müslümanları "öteki modernleşme" projesinde araçsallaştırmıştır. Müslümanlar faizle sermaye oluşturmadıklarını iddia ederken sattıkları konutların faizli mübadelesini icbar ederek ve hile-i şeriye yaptılar. Kira, emlak rantı, kentleşme harçları Müslümanların "servetin kaynağı emektir" fıkhından kopuşlarıyla sonuçlandı. Türkiye'de Müslümanlık "üreten toplum" fikrinden "rant yiyen toplum" anlayışına döndü, bu süreç kendine marabalar aramaktadır.
Sayfa 241 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Turgut Cansever böyle demişti. Hatırla. Ev'in imalinde kullanılan malzeme ev'in inşa edileceği mahalden karşılanmalı. Bir Eskimo'ya betonarme ev yapmak absürd değil midir? Buzu buzla ovarlar. Betonarme bir sömürgeciliktir. Konut üretimi devletin ve kapitalist şirketlerin üst düzenleyici olarak davranmasını dayatamaz. En azından Osmanlı'da böyleydi.
Sayfa 241 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor