O yüzden gelin, biz insan olarak insanın tarafını tutmayı bir kenara bırakıp mikroplar açısından hastalıklara bakalım. Ne de olsa, biz ne kadar doğal seçilimin ürünüysek, mikroplar da öyle.
Bir mikrop, üreme organımızda yaralar açmak gibi ya da ishal olmamıza yol açmak gibi biçimsiz yollardan bizi hasta ederek ne gibi evrimsel bir kazanç sağlayabilir? Ayrıca, niçin mikroplar bizi öldürecek şekilde evrimleşsin? Bu özellikle şaşırtıcı ve tuhaf görünüyor, çünkü taşıyıcısını öldüren mikrop, kendisini de öldürür.
Temelde, mikroplar da diğer türler gibi evrimleşir. Seçilim, yavrulamakta ve yavrularının yaşayabilecekleri uygun yerlere dağılmasına yardım etmekte en başarılı olanlar lehine işler. Bir mikrop için dağılma, matematiksel olarak her bir hastanın hastalığını bulaştırdığı yeni kurban sayısı olarak tanımlanabilir. Bu sayı, her bir hastanın yeni kurbanlara mikrop bulaştıracak durumda ne kadar süre kalabildiğine ve bir kurbandan diğerine mikrobun ne kadar ustalıkla aktarıldığına bağlıdır.
Mikroplar, kişiden kişiye ve hayvanlardan insanlara sıçramanın çeşitli yöntemlerini geliştirmişlerdir. Bir mikrop ne kadar iyi yayılırsa, geriye o kadar çok yavru bırakır ve doğal seçilim onun o kadar lehine işler. Hastalık belirtilerimizin çoğu, aslında cin fikirli, melun bir mikrobun vücutlarımızı ya da davranışlarımızı, bize mikrop saçma görevini yükleyecek şekilde nasıl değiştirdiğini gösterir.
Bir mikrobun yayılmasının en zahmetsiz yolu, hiçbir şey yapmadan bir başka kurbana aktarılmayı beklemektir. Bir taşıyıcının başka bir taşıyıcı tarafından yenmesini bekleyen mikropların stratejisi budur: Örneğin, bakterili yumurtaları ya da etleri yiyerek kaptığımız Salmonella bakterisi gibi; domuzlardan bize geçen, domuzları öldürüp güzelce pişirmeden yememizi bekleyen trişinoza yol açan