Zor bir kitap, çünkü insanı çocukluğuna ve çocukluğunda hissettiği acıları deşmeye götürüyor. Ve fark ettim ki hatırlayamıyorum bile çoğunu. Siliyoruz, silmek istiyoruz. Kitap Dostoyevski, Kafka, Çehov, Nietzsche, Virgina Woolf, Rimbaud, Proust gibi usta yazarların da bu inkâra ne kadar sarıldığını, anne ve babalarını suçlamaktan nasıl imtina ederek kendilerini hasta ettiklerini anlatarak başlıyor. Oysaki kendilerini sağaltmak için edebiyatı seçmişlerdi. Din, ahlak ve hatta psikanaliz anne ve babayı kutsallaştırırken kendi suçluluk ve zorunlu minnet duygularımız arasında sıkışıp kalıyoruz diyor yazar. Bir sürü farkındalık... Farkındalık bazen rahatlatıcı bazen de kabullenmesi zor. Sadece zihinle değil, duyguları da çözmeye çalışarak okuyunca zor oluyor bu nedenle okuması. Bana ağır geldiği yerlerde biraz ara verdim. Ama derim ki o yüzleşme gücünü topladığınızda, kutsalı sorgulamaya niyetlendiğinizde mutlaka okuyun, okutun. Çünkü gerçek, avuntulardan katbekat değerli...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bir yerde bir zaman bir isyan olacak ve karşılıklı olarak insanların insiyatiflerini yavaş yavaş yok eden süreç durdurulacak. Bireyler, anlaşılabilir korkularını yenmek, gerçeği söylemek, hissetmek ve duyurmak ve başkalarıyla bu temel üzerinde iletişim kurmak için cesaretlerini topladıkları zaman süreç duracak.”
“Onun için kendini nasıl kandırdığını görmek, ahlâkın kurbanı olmaya izin verdiğini fark etmek, felsefi risaleler kaleme almaktan ya da cesur dramlar yazmaktan daha zordur.”
“Yetişkinlik, hakikati artık inkâr etmemektir; bastırılmış acıları hissetmek, bedenin duygu seviyesinde hatırladığı hikayeyi bilinçli olarak kabul etmek ve bastırmak yerine o hikayeyi birleştirmek demektir.”