Saçlarına kadar terlemiş, gözleri görmez olmuş, başı kesilmiş tavuk gibi yönsüz, oradan oraya koşuyor, çırpınıyor, bir vardığı kapıya bir daha gidiyor, çaresiz, bitkin köyün içinde dört dönüyordu...
"Şu makineli tüfeğin tetiğine basmayı kes! Sakinleş, soluklan, iliklerine biraz huzur dolsun. Faydası yok. Buna yanaşmıyoruz. Aynı ahmaklıklara devam edip duruyoruz."