Zihninin artık pürüssüz bir kafes, hafızasının kusursuz bir tuzak olduğunu bilmediği için, kendisi de diğerleri gibi unutmaktan korkar gibi, hayatının hikayesini küçük bibloya anlattı. Onu asla unutamayacak ama unutabilmeyi dileyecekti.
Adeline zaman içinde yalan söyleyebildiğini, sözcüklerin şarap gibi akacağını, kolayca döküleceğini ve yutulacağını öğrenecekti. Ama gerçek her zaman dilinin ucunda duracaktı. Hikayesi onun dışındaki herkes için suskun kalacaktı.