Androkles bir yasa aleyhine konuşurken, yasaları düzeltmek için de bir yasa gerektiğini söylediği zaman aleyhinde tezahürat yapan dinleyicilerine şöyle yanıt vermişti: "Ne kadar inanılmaz ve imkânsız görünse de tuzlu su içinde yaşayan balıkları pişirirken tuz ekeriz ve zeytinyağı onlardan üretildiği hâlde zeytinleri bozulmasınlar diye zeytinyağı içinde muhafaza ederiz."
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duysalar öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
Sosyalist ülkeler, emperyalizmin suç ortaklarıdır. Gelişmekte olan ülkelere yeterli desteği vermiyorlar ve onlarla eşit olmayan ticaret yapıyorlar. Bu, ahlaki bir suçtur.