... tatmin etmek, ıslah etmek, gelişmek ya da kendini bilmek arayislariyla da ilgilenmiyoruz; eksikliklerimize tahammül etmenin en iyi yollarının peşindeyiz artık. ( Yetersizliklerimizin mahvımıza neden oluşu trajedi, bunların tadını çıkarışımız ise komedidir.) Kimi zaman semptomları tedavi etmeyi başarabiliriz ama bilinçdışının tedavisi, bilinçdışı arzunun çözümü yoktur. Onun sonunu bilgi değil, ancak ölüm getirebilir.
" Kendi içimize, ruhumuzun bilinmedik yörelerine seyahat etmemiz gerekir."
Bu düşünce Hallac'ı her geçen gün daha fazla etkisi altına alıyordu; özelikle de her gün dindarlık maskesi altından yalandan sofuluğun ve yobazlığın nasıl sırıttığını gördükçe.
Herkes benliğinin ta derinlerinde ölümsüz olduğunu hisseder ve öyle sanır, birazdan son nefesini vereceğini bilse bile. Sürekli ölümü düşünüyor ve ona teslim olsak dahi, ölümden başka her şey anlaşılabilir, kabul edilebilir, gerçekleştirilebilir.
Şu saniye ebediyen yitip gitti, geri getirilemez olanın kimliksiz yığını içinde kayboldu. Asla geri gelmeyecek. Buna hem üzülüyor hem üzülmüyorum. Her şey biricik ve -anlamsız-