Necib Mahfuz ortadoğunun Balzac’ı , Tolstoy’u denilen büyük usta ve bulunduğu coğrafyada Nobel ödülünü alabilmiş tek yazar.
Sosyalist ve toplumcu kimliği ile öne çıkan Mahfuz, özellikle Kahire’nin sıradan insanlarını, sınıf farklarını, aile ilişkilerini, yoksulluğu ve devlet-toplum gerilimini romanlarında çok güçlü bir gerçekçilikle işleyen bir yazar.
Kitaba geleyim çünkü kitap çok fena bir kitap 5 saat aralıksız okudum uyumadım ve son senelerde bu kadar uzun süre bir hiç kalkmadan okuduğum bir kitap olmamıştı.
1922 yılında Mısır’dayız. Ülke İngiliz işgalinde ve ambargosundayken halk ayaklanır ve Kral Faruk döneminde arap milliyetçiliğinin yayılmaya başladığı bir dönemdeyiz. Kitapta 4 ana karakterimiz var ve bunlar üniversite öğrencisi. Sıkça felsefi konuşmalarına yer verilen bu 4 erkek gençleri şöyle betimlemiş yazarımız.
Memun Rıdvan muhafazakar ve zengin , Ali Taha sosyalist ve idealist , Ahmed Bedir liberal ve yoluna bakan , Mahcup Abdüldaim nihilist ve her şeyle alay eden , değer yargıları olmayan bir karakter. Mahcup ana karakterimiz ve aşırı hırslı, yükselme hırsı olan bir genç ve ailesinin fakirliğide buna eklenince sürekli kendisini ve arkadaşlarını kafasında kıyaslamaya giren biri.
Ve arkadaşının sevgilisine aşık olması, okuldan mezun olup yüksel mevkilere gelme hırsı onda birçok sorgulamayıda beraberinde getiriyor.
yazar karakterlerin kafasındaki bu soru işaretleri kıskançlıkları,hırsları ve hedefleri öyle bir işlemiş öyle bir yazmışki nefessiz okudum diyebilirim. Her sayfasında ayrı bir olay, her sayfasında devleti ve sistemin çürümüşlüğünü gözler önüne seren yazarımız bize bu 4 ana karakter üzerinden tükenmişliği, hırsı, sosyalizmi, dini ve belli emeller için duygularını vicdanını satan insanları anlatmış. Çok olaylara girmek istemiyorum çünkü spoiler