ayrilik ne biliyor musun?
ne araya yollarin girmesi,
ne kapanan kapilar,
ne yildiz kaymasi gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katari gökte.
insanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrilik!
ipi kopmus boncuklar gibi yollara döktügü gözlerini,
birer damla düs kirikligi olarak toplamasi içine.
ardinda dünyalar isiyan camlar dururken,
duvarlara dalip dalip gitmesi.
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrilik.
saçina rüzgar, sesine isik düsürememek kimsenin.
çiçekçilerden uzaga düsmesi insanin yolunun.
günesin bir ceza gibi dogmasi dünyaya.
iki adimdan biri insanin, sevincin kundakçisi,
hüznün armasi ayrilik.
o küçük ölüm!