Çoğu zaman yaşamanın bir taş-kağıt-makas oyununa benzediğini düşünürüm: Kader umudu alt eder, umut cehaleti ve cehalet kaderi. Ya da zihnimi meşgul eden haliyle: Kaderciler umutları, umutlular cahilleri ve cahiller de kadercileri cezbeder.
Hayat, ne istediğini bilen ama aynı zamanda istediklerini elde etmelerini neyin imkânsız kıldığının da farkında olan insanlar için ziyadesiyle zordur. Hayat, ne istediğini bilen ama bunlara asla kavuşamayacağını henüz fark etmemişler için de zor, ama nispeten daha az zordur. En az zorlananlar ise ne istediklerini bilmeyenlerdir.
Bazen insanların filancanın iyi yaşadığını, falancanın sıkıcı bir hayatı olduğunu söylediğini duyarsınız. Bunu söylerken kilit noktayı unutuyorlar. Her türlü deneyim, deneyimdir, her hayat bir hayattır. Manastır da geçen bir gün, savaş alanında geçen bir gün kadar dramatik ve ölümcül olabilir.
Kimi insanlar sadece hayatta peşinde oldukları şeyleri hesaba katar: ün, zenginlik, macera, mutluluk. Kendileri ve başkaları için mümkün kıldıklarıyla, kendileri ve başkaları için imkânsız kıldıklarını. Bana göre olup biten her şey hayattır. Çorbaya düşüp ölen bir sinek, sadece tanış olduğunuz birinden gelen evlilik teklifi kadar tuhaf ve gülünçtür- her ikisi de başıma geldi, her ikisinde de dahlim yoktu.