Yazarın iki öyküsünü barındıran kitap, gayet akıcı ilerliyor. İlk öykü olan Cemile kocasını savaşa gönderen yeni bir gelinin hikayesi. Kocasının kardeşi ve annesi ile birlikte yaşamını sürdüren Cemile, tarlada hergün gördüğü Daryan'a aşık olur ve kaçarlar. Güzel ancak klasik bir aşk hikayesi.
Öğretmen Duyşen ise daha etkileyici bir öykü bence. Bir öğretmenin insanlık için önemini tekrar görüyoruz. Duyşen eğitim karşıtı olan köylüleri, "Eğitim zorunlu çocuklar okumazsa suç işlersiniz." diyerek korkutur ve tüm imkansızlıklara rağmen köyün bir ahırını sınıfa çevirip çocukları eğitmeye başlar. Bu çocuklardan biri de Altınaydır. Yıllar sonra ilk öğretmeni Duyşen'i gören Altınaydır geçmişi anar ve bu güzel eser ortaya çıkar. Duyşen o kadar zorluklar içinde öğretmenlik yapar ki kimi zaman aç kalır kimi zaman eli kolu yaralanır. Böyle bir öğretmenin var olması öksüz ve yetim olan Altınaydır ve diğer çocuklar -özellikle kız çocuklar- için şanstır. Çünkü birçok toplumda olduğu gibi Kırgız toplumunda da kadınlar- kızlar ikinci sınıf insan muamelesi görür. Duyşen gerçek bir öğretmen dâhi olmadığı halde idealistliği, fedakarlığı ve özverisi sayesinde Altınay'ın şansı olmuştur.