...Sati geleneğinden bahsetti.Ateşe atlamayı reddeden kadınlar aforoz ediliyor, dövülüyor, aşağılanıyor; bazen kocalarının ailesi,hatta mirası anneleriyle paylaşmak istemeyen kendi çocukları tarafından zorla alevlerin içine itiliyorlardı.Bir daha hiçbir erkeğin ilgisini çekmemeleri için sokağa atılmadan önce, bütün mücevherlerini çıkarıp saçlarını kazımaya zorlanıyorlardı.Kaç yaşında olursa olsun ,dul bir kadının bir daha evlenmeye hakkı yoktu.Kız çocuklarının çok küçük yaşta evlendirildikleri bazı eyaletlerde daha beş yaşında dul kalan ve bu yüzden hayatları boyunca dilencilik yapmaya mahkûm olan pek çok kız çocuğu vardı.
...Kocalarının ruhunun çıkmasına engel olamadıkları için suçlanıp lanetleniyorlardı,hatta bazen kocalarına büyü yaparak veya onları hasta ederek ölümlerine neden olmakla itham ediliyorlardı.Kocaları bir kaza sonucu öldüğünde ölüm sigortası almıyorlardı, savaşta öldüğünde de maaş bağlanmıyordu.Dul bir kadın görmenin uğursuzluk getirdiğine inanılıyordu,hatta gölgesini görmek bile kötüye alametti.Bayramlara ve düğünlere katılmaları yasaktı;herkesten saklanmak ,yas rengi olan beyaz giysiler giymek ve günahlarının kefaretini ödemek zorundaydılar.
Ülke genelinde her yıl iki milyon kadın öldürülüyordu.Her yıl iki milyon kadın hiç kimsenin umurunda olmadan erkek barbarlığını kurbanı oluyordu.Bu durum dünyanın da umurunda değildi.Bütün dünya onlara arkasını dönmüştü.