"Hak! Hak ha! Dünyanın neresinde hak var şimdi? İnsanlar onu yok etti.Her birinin kendi hakkı var, ama onlar, onlar da güç var ve bu şimdi her şey demek"
"Güç neden onlarda? Çünkü siz onlara bunu kendiniz veriyorsunuz.Yalnızca siz korkak olduğunuz sürece güç onlarda.
Tanrım, ölüm o yaşta bir insanın ensesinde oluyor ve o zaman ne doktorların ne de paranın bir önemi kalmıyor.Ama öncesinde rahat nefes almak, kendim için bir şeyler yapmak isterdim.Ama rahmetli babam bana her zaman şöyle derdi:"Refah bize göre değil, biz yükümüzü mezara kadar taşırız!"
Soru sorma konusunda bazı çekincelerim var. Bana mahşer sorgusunu hatırlatıyor.Sen bir soru sorarsın, o soru başka bir soruyu tetikler. Hareket eden taşın başka bir taş hareket ettirmesi gibi.Düşün ki bir tepenin üzerinde oturuyorsun. Taş senden uzaklaşır ama diğer taşları harekete geçirir.Sonra arka bahçede kendi işine gücüne bakan ve senin aklın ucundan bile geçmeyecek olan yaşlı, kendi halinde bir adamın kafasına çarpar.Geride yas tutan ailesi kalır.Hayır, hayır efendim, bu konuda çok katıyım.Bir işten ne kadar tuhaflık varsa o kadar az soru sorarım.
Bu adam gurbetten ölmekten falan korkmuyordu.Mezarı olmayanın kefeni göklerdir,yükselir,cennete uzanan yol da,bütün her yerden aynı mesafededir,gibi sözlerini diline dolayarak kendi rızasıyla geride kalmayı istemiş