Niçin bağışlanmayı isteyecekti? Erkek değil de, kız doğurduğu için mi? Kocası eve keyifsiz döndüğü için mi? Kadın olduğu için, sırf bunun için mi af dileyecekti?
Mezarlık insanoğlunun kaderi! Nice ateşli tutkular, nice güzel umutlar, özlemler gömülüydü burada! Belki de böyle değildi. Belki de başka yazgılar gizliydi; her gün evinin yüzlerce derdi, akşamları dayaktan kaçmanın korkusu, bir çift sağlam çizmenin ya da insani sözler duymanın ham hayalleriyle dolu yazgılar gizlidir, kim bilir? Ama mezarların dili yok, konuşamazlar...
Her şey yeniden tekrarlanıyordu. Cumagül bu çığlıkları kim bilir ne kadar dinleyecekti! Genç kızın çırpınıp duracağını, çıkış yolu arayacağını; ama onun duygularını hiçe sayarak, gözyaşlarını küçümseyerek, zavallıyı kocamış bir adamın cansız kollarına bırakacaklarını çok iyi biliyordu..