Gözde Kigan

Gözde Kigan
@GozdeKigan
Instagram @derinbook
Puan vermedi·136 syf.··
2021 25. kitabı
Kahramanımız Prospero; kültürlü, iyi eğitimli, sanattan anlayan, yeniliklere ve yüksek fikirlere her zaman açık, kitaplarıyla var olan, kendini sürekli geliştirmeye adamış ve doğa üstü yetenekleri olan Milano Dükü. Kardeşinin ihaneti ve Napoli Kralı Alonso’nun da bu ihanete desteği ile birlikte tahtı elinden alınır ve 3 yaşındaki kızı Miranda ile beraber bir teknede denize bırakılarak, ölüme terk edilirler. Gelelim günah keçimiz olan Caliban’a. Babası şeytan, annesi Sycorax adında bir cadıdır. Annesi Sycorax ölünce, yaşadığı bu ada oğlu Caliban’ a kalır. Adanın sahibi artık Caliban’dır. Prospero bir şekilde hayatta kalır ve yolu kızıyla beraber, Caliban’ın yaşadığı bu adaya düşer. Adaya geldiğinde Caliban’ı bulur ve ona sahip çıkar! Caliban ona adada ne varsa hayatta kalmayı sağlamak için, hepsini gösterir. Prospero’da ona ilk zamanlar sevgisini verir, konuşmayı öğretir onu eğitmeye çalışır. Bir zaman sonra adanın hükümdarı artık Prospero olur. Kızına tecavüz etmeye kalkıştığını söyleyerek Caliban’ı cezalandırır ve büyüleri sayesinde onu bir kayaya hapsederek esiri ve kölesi!!! Yapar. “Caliban ve Prospero" derin anlamları olan iki müthiş karakter. İntikam almak mı ? Affetmek mi? Kitabı okuyarak cevabınızı alabilirsiniz. "THE TEMPEST "William Shakespeare’in yazdığı son solo eser diye bilinmektedir ve Prospero’yu kendi ile özdeşleştirdiği söylenir. Kesinlikle okunması gerekenlerden.
Edebiyat
FırtınaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Gözde Kigan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.··
2021 25. kitabı
William Shakespeare
7.7/10 · 8bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
Hayattaki en büyük keyfi “Kelebek Koleksiyonu” yapmak olan, ciddi derecede kişilik bozukluğu olan, asosyal, hiç bir arkadaşı olmayan, ailesini çok küçük yaşlarda kaybetmiş ve ömrünü halasının yanında geçiren, ortadan kaybolsa yokluğu asla anlaşılmayacak silik bir karakter olan Frederick. Frederick kumardan çok yüklü miktarda para kazanır. Fakir bir hayattan kurtulur ama o sınıf farkından asla kurtulamaz. Ne demişler "doğduğun ev kaderindir" Miranda’ya platonik bir şekilde, psikopotça bir aşkla bağlıdır. Miranda; son derece kültürlü, eğitimli sanata düşkün arkadaş çevresi oldukça geniş, sevilen ve güzelliğiyle her yerde dikkatleri üzerine çeken, yirmili yaşlarda bir kadındır. Miranda’nın, Frederick’in varlığından dahi haberi yoktur. Sadece aynı yerde yaşadıkları için kumardan kazandığı parayla ilgili çıkan haberler dolayısıyla gazetelerde görmüştür onu o kadar. Frederick bir gün, ıssız bir yerde ev bulur. Tam istediği gibidir, etrafta kimselerin olmadığı, tek başına yaşayıp bol bol kelebek avlayabileceği hayallerindeki ev. Ve evin yer altında bir mahzeni vardır. Bu onun o hastalıklı! duygularını harekete geçirir ve büyük bir plan yapar. Kelebeklerin en güzelini kimsenin koleksiyonunda olmayanını avlamaya karar verir ve hikaye başlar. Hikayenin belli bölümlerini Miranda’dan dinlemek sizi daha derinden vuruyor. Bundan bahsetmeden de edemeyeceğim. Bu kitabı okuyacak olanlar için ufacık bir tavsiyem Shakespeare’in "Fırtına" adlı kitabını mutlaka okumaları. Çünkü olayların büyük bir kısmı o kitapla bağlantılı. Kitap ana konusunun haricinde iki farklı sınıfın, kıyasıya mücadelesini çok gerçekçi bir şekilde veriyor. Bazı kişiliklerin bir döngünün içerisine girdiği zaman hastalıklarının onu ele geçirmesi, kendilerini her zaman haklı bulacak bir sebep bularak; eğer
Edebiyat
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma
Puan vermedi·688 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
Okuduktan sonra, belli bir süre kabuslar görmenize ve benim gibi hafif paranoyak bir kişiliğe sahipseniz, atak geçirmenize neden olabilecek bir kitap. Bendeki yan etkileri bunlar olmuştu. "The Truman Show" izleyenler bilir. Hayatınız bir film sahnesi siz de o filmin başrolüsünüz ama haberiniz yok. Tam olarak böyle bir şey. Olayları kısaca örneklendirmem gerekirse; içinden çıkması imkansız gibi görünen bir labirente giriyorsunuz. Hangi yöne giderseniz gidin nereye çıkacağınızı tahmin etmek dahi mümkün değil. Bir yöne adım atıyorsunuz, orada Nazilerin işkencelerinin acımasızlığına bizzat şahit oluyorsunuz, orada acıdan kayboluyorsunuz ve diğer yolu deniyorsunuz. Orada da Mitolojik karakterlerin içerisinde çırpınıyorsunuz. Karşınıza birden "the tempest" kitabından Prospero çıkıyor belki de siz de Calibansınızdır. Oradan çıkıyorsunuz, İsviçre’de bilerek ve isteyerek dünya ve insanlarla bütün ilişkisini kesmiş birisiyle karşılaşıyorsunuz; kendinizi, yaşamı ve yaratıcıyı sorgularken buluyorsunuz. "Aşk" isteyeceğiniz son yol olmasına rağmen gözlerinizi kör edercesine aşkın içine batıyorsunuz. Ve daha anlatamadığım diğer bütün büyülü yollar... Anlayacağınız, bataklığa düşüp çırpındıkça dibe daha beter batmak gibi. Okurken gerçekten çok etkilendiğim, nefes almadan okuduğum. Önümdeki sayfayı okurken gelecek sayfada ne olacağını daha çok merak ettiğim, bitirene kadar uykularımın harap olduğu harika bir kitap. Kısaca anlatmak neredeyse imkansız. O yüzden bu zor geçen karantina günlerini değerlendirmek istiyorsanız elinizi çabuk tutun, hemen okuyun derim
Edebiyat
BüyücüJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20242,735 okunma