Gözde Kigan

Gözde Kigan
@GozdeKigan
Instagram @derinbook
23 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·128 syf.··
2020 40. kitabı
Kitaplığıma Erich Fromm’un Sevme Sanatı adlı iki gözümün çiçeği biricik kitabıyla başlamak istedim. Bir kere değil en az 10 defa okunması gerekiyor. Sevmeyi öyle güzel anlatıyor ki “keşke çok çok daha erken tanışsaydım seninle eyy kitap” dedirtiyor insana. Şu yazdığı çok hoşuma gitti mesela; “Annelerin çoğu süt verirler, ama buna pek azı bal da katabilir. Çocuklar ve büyükler arasında yalnız “süt” emenlerle, “sütle bal” emenleri ayırmak hiç de zor değildir.” diyor kendileri öyle doğru ki! Kitabın her cümlesi başyapıt gibi. Bulması biraz zor kitabı, ama arayan bulur diyelim. Freud ile bir çekişme halinde yazarımız, sürekli bir canım freudumu yerme halleri ama yedirmeyiz Mesela Hitlerin hem Sadist aynı zamanda mazoşist olduğunu çok güzel anlatmış. Ben çok sevdim sevmeye aşık biri olarak, sizi bilemeyeceğim. Sevmeyi öğrenin anacığım diyerek sosyal mesajımı verip gidiyorum
Felsefe
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·304 syf.··
2020 63. kitabı
Mesela; ortada hiçbir sebep yokken sebepsizce umutsuzluğa kapılıp, adlandıramadığınız duygular hissettiğiniz oluyor mu? Ya da kendinizi bir boşluğun içerisindeymiş gibi çaresiz hissettiğiniz, çaresi aslında çok basitken ve bunu bildiğiniz halde harekete geçemediğiniz, sadece hissizce beklediğiniz zamanlar?? Oluyor diyorsanız bu kitabı kesinlikle okuyun derim. Kitabın konusu; küçük yaşlarda yaşadığımız ama çoğunlukla sonradan “unuttuğumuzu” düşündüğümüz travmalarımızın gelecek hayatımızda ki duygu, düşünce ve davranışlarımızı nasıl şekillendirdiğiyle alakalı. Bizim bu boşluk hissine kapılmamıza neden olan o travmaları bulmamız için öncelikle, hangi ebeveyn grubuna ait olduğumuzu bulmamız gerekiyor. 12 ebeveyn davranış şekli içerisinden hangi gruba ait olduğumuzu buluyoruz. Bazen birden fazla da olabilir. Hepsini mutlaka okuyun derim. Benim naçizane tavsiyem ilk önce “kendi ebeveynlerinizin” hangi gruba girdiğini bulup daha sonra kendinizi bulmanız. Yazar her grubu, kendi hastalarından örnekler vererek, başlangıçlarını, tedavi süreçlerini ve çözümlerini anlaşılır bir dille anlatıyor. İnanın yaşanılanlar çok tanıdık, kendinizden bir parça bulup, yalnız olmadığınızı hissetmek çok iyi gelecek. Kitap da kendi başımıza yapmamızı önerdiği alıştırmalar da mevcut. Mesela; sessiz, sakin bir yerde gözlerimizi kapatıp, kendimize “Şu an ne hissediyorum? “ diye sormamızı istiyor. İlk seferinde cevap vermek zor olabilir. Pes etmeden devam ediyoruz. Kendimizi verip odaklandığımızda cevapları yavaş yavaş alacağımızdan emin olabilirsiniz. Mutlaka sıklıkla yapın gerçekten faydasını göreceksiniz. Duygularınızı ortaya çıkartıp onları özgürlüğüne kavuşturduğunuzda ne kadar çok hafiflediğinizi fark etmek sizi çok şaşırtacak. Kesin sonuca ulaşmak için en önemli reçete “KENDİNİZİ” çok
Psikoloji
Boşluk HissiJonice Webb · Sola Unitas Yayınları · 20213,994 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
Mary Stuart, altı günlükken İskoçya Kraliçesi, altı yaşındayken Avrupa’nın en güçlü prenslerinden birisi olan, İlgiltere veliahtı IV. Edward’ın nişanlısı ve on yedi yaşındayken Fransa Kraliçesi olur. Ama hayat her zaman göründüğü gibi toz pembe olmaz. Tahtını koruyabilmek için çok mücadele ve kayıplar vermek zorunda kalır. Ve en büyük düşmanı olan İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’e sonunda teslim olur ve 19 yıl sürecek hapis hayatı başlar. Her zaman enleri yaşar; ya en zirve, ya da en dip. Okuduğum en güzel ve en akıcı biyografilerden bir tanesi. Öyle bir hayat ki, küçücük bir çocuğun doğduğu an başlayan, aslında rüya gibi görünen ama onun felaketi olan yazgısı, ölümüne kadar ona çok büyük oyunlar oynar. Hayatı, güzelliği, gücü, soyluluğu ve kültürü; onun dünyanın sonuna kadar konuşulmasının ve hakkında daha bir çok filme ve kitaba konu olacağının göstergesi. Tarih hakkında sıkılmadan bir şeyler öğrenmek isterseniz tam size göre. Tek Mary hakkında değil I. Elizabeth ile ilgili de çok fazla ayrıntı ve bilgiye sahip, Stefan Zweig’in kaleminden çıkmış harika bir kitap. Okuyun derim
Edebiyat
Mary StuartStefan Zweig · Can Yayınları · 2019940 okunma
Puan vermedi·728 syf.··
2021 27. kitabı
Nazi Almanyası ile ilgili filmler, belgeseller veya kitaplar okuduğumda aklımda; bunca masum insanlara bu işkenceler, yaşattırılırken, Alman halkı neredeydi? Yıllarca komşusu olan Yahudi dostu, sorgusuz sualsiz evlerinden alınıp, kamplara gönderilirken nasıl olur da ses çıkartmadı? Nasıl bu kadar duyarsız oldular? diye hep bu sorular vardı. Ama bu kitap, ne kadar ön yargılı olduğumu suratıma çarptı. Hikaye 1940-1945 Nazi Almanyasında geçiyor. Otto ve Anna kendi hallerinde, mütevazi bir hayat süren, kimseye kötülükleri dokunmayan bir ailedir. Tek varlıkları olan oğulları, cepheye savaşmaya gönderilir! ve orada ne yazık ki vefat eder. Bu kayıptan sonra ailenin hayatı bambaşka bir yola girer. Aslında aile bir kelebek etkisi yaratmaya çalışır, bunun için karı koca o dönem için ‘yasa dışı’ adlandırılan, aslında sadece eleştirmek olan tepkilerini, farklı yollara başvurarak göstermeye çalışırlar. Sonlarını hiç düşünmeden. Ve hikaye bu şekilde başlar... Şunu çok iyi anlıyorsunuz ki; Nasıl ki Yahudiler toplama kampına gitmeyi çaresizce beklediler, Almanlarında onlardan farklı hiçbir yanı yokmuş aslında. İncecik bir çizgi üzerinde yaşamışlar yıllar boyunca. Sizi sevmeyen birisinin, gidip Gestapoya; Führerleri olan "hitler" ile ilgili, eleştiri içeren sözler söylediğinizi (doğru veya yanlış) ifade etmesi durumunda, idama veya toplama kampına gitmeniz arasında dakikalar oynayacaktır. O bakımdan, yıllarca korkarak, tedirginlik içinde, ölümü ve işkenceyi, enselerinde soğuk bir nefes gibi hissederek yaşamışlardır. Alman vatandaşı olmaları; eğer bir Parti üyesi değillerse, hiçbir anlam ifade etmemiştir. Yıllarca halkını, sebepsiz savaşlar çıkartarak cepheye yollamış, kimsenin yararına olmayacak ihtiraslar uğruna katlettirmişlerdir. Burada yanan aslında tek Yahudiler veya diğer
Edebiyat
Herkes Yalnız ÖlürHans Fallada · Hece Yayınları · 2017595 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2021 26. kitabı
Okuduktan sonra hayata biraz daha pozitif bakmanıza sebep olduğu bir gerçek. İnanarak okumanız şartıyla. Bence şu örneği çok şeyi açıklıyor. Bilincimiz bir geminin kaptanı gibidir. Kaptan gemiyi nereye götürmek isterse oraya yönlendirir. Tek yapması gereken komut vermektir. Komutu alan ve sorgusuz sualsiz komutları yerine getiren motor dairesinde çalışanlardır. Onlar sadece komuta odaklanır. Ve kaptan ne derse o uygulanır. Sormaz neden diye. İşte burası da bizim bilinçaltımızdır. Bilinçaltımız sorgulamaz, neden demez, bizimle münakaşaya girmez, onun bir mantığı yoktur. Espiriden anlamaz. Biz ne istersek bize onu verir. Nasıl yönlendirirsek o yöne gider. Bizim de bu bilgiler ışığında yapacağımız şey çok basit. "Yapamam" sözcüğünü hayatımızdan, bilincimizden çıkartıyoruz. "Bilinçaltımın gücüyle her şeyi başarabilirim" mottosunu hayatımıza sokuyoruz. Ve en önemli diğer güç telkin. Özellikle de "hetero-telkin" yani başkası tarafından gelen telkinler. Eğer etrafınızda olumsuz yönde sizi etkileyen, sizin olumsuz düşünmenize sebep olan kişiler varsa çok dikkatli olmanız. Siz anlamadan bu telkinlerle bilinçaltınız şekillenebilir ve bilinçaltınızı yönlendirilebilir, o yüzden sizinle yürüyecek olan insanları iyi seçin, iyi gelmediğini düşünüyorsanız da bırakın gitsinler. Ekmek istersek bize taş vermez, ekmek verir. Ne istediğin tamamen sana kalmış. Hayal etmediğin hiçbir şeyi sana sunamaz; çünkü onun yöneticisi sensin. Senin istemediğin hiçbir şeyi sana veremez. Bilinçaltımızda her sorumuzun cevabı mutlaka vardır ama öğrenmek için ilk önce ona sormamız gerekiyor. "Etki ve tepki" işte bu kadar basit aslında. Okuması gayet keyifli bir kitap, yalnız tek olumsuz yanı bir süre sonra sürekli
Psikoloji
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
Reklam