Nazi Almanyası ile ilgili filmler, belgeseller veya kitaplar okuduğumda aklımda; bunca masum insanlara bu işkenceler, yaşattırılırken, Alman halkı neredeydi? Yıllarca komşusu olan Yahudi dostu, sorgusuz sualsiz evlerinden alınıp, kamplara gönderilirken nasıl olur da ses çıkartmadı? Nasıl bu kadar duyarsız oldular? diye hep bu sorular vardı. Ama bu kitap, ne kadar ön yargılı olduğumu suratıma çarptı.
Hikaye 1940-1945 Nazi Almanyasında geçiyor. Otto ve Anna kendi hallerinde, mütevazi bir hayat süren, kimseye kötülükleri dokunmayan bir ailedir. Tek varlıkları olan oğulları, cepheye savaşmaya gönderilir! ve orada ne yazık ki vefat eder. Bu kayıptan sonra ailenin hayatı bambaşka bir yola girer. Aslında aile bir kelebek etkisi yaratmaya çalışır, bunun için karı koca o dönem için ‘yasa dışı’ adlandırılan, aslında sadece eleştirmek olan tepkilerini, farklı yollara başvurarak göstermeye çalışırlar. Sonlarını hiç düşünmeden. Ve hikaye bu şekilde başlar...
Şunu çok iyi anlıyorsunuz ki; Nasıl ki Yahudiler toplama kampına gitmeyi çaresizce beklediler, Almanlarında onlardan farklı hiçbir yanı yokmuş aslında. İncecik bir çizgi üzerinde yaşamışlar yıllar boyunca. Sizi sevmeyen birisinin, gidip Gestapoya; Führerleri olan "hitler" ile ilgili, eleştiri içeren sözler söylediğinizi (doğru veya yanlış) ifade etmesi durumunda, idama veya toplama kampına gitmeniz arasında dakikalar oynayacaktır. O bakımdan, yıllarca korkarak, tedirginlik içinde, ölümü ve işkenceyi, enselerinde soğuk bir nefes gibi hissederek yaşamışlardır. Alman vatandaşı olmaları; eğer bir Parti üyesi değillerse, hiçbir anlam ifade etmemiştir.
Yıllarca halkını, sebepsiz savaşlar çıkartarak cepheye yollamış, kimsenin yararına olmayacak ihtiraslar uğruna katlettirmişlerdir. Burada yanan aslında tek Yahudiler veya diğer