Murat Dilek

Murat Dilek
@Granchio
Mottosu: Life is beautiful Uzay mühendisi, teknoloji ve telekom uzmanı, müzisyen, baterist, amatör dinler ve insanlık tarihi araştırmacısı, bisiklet aşığı, bilimsever.
Gün ışığı
Neden yaşam bir yildıza yakın olmalı? Çünkü tüm yașam biçimlerinin enerjiye ihtiyacı vardir ve "yıldız ışığı" bariz bir enerji kaynağıdır. Dünyada bitkiler gün ışığını toplayarak tüm diğer canlıların kullanabileceği hale getirirler. Bitkiler gün ışığıyla besleniyor denebilir. Havadan aldıkları karbondioksit, topraktan aldıkları su ve mineraller gibi başka seylere de ihtiyacı vardır. Ama enerjiyi sadece gün ışığından alırlar ve bu enerjiyi diğer her șeyi çalıştıran bir çeșit yakıt olan şeker ve nişasta üretmek için kullanırlar.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Bilim
Reklam
Herşeyin kaynağı olan Güneş
Detaylar ne olursa olsun, yaşamın tüm su değirmenleri, çarkları ve aksları nihayetinde güneș tarafindan beslenir. Eski insanlar yaşamın güneșe bu kadar bağlı olduğunu bilselerdi belki de güneşe daha bile fedakarca tapınırlardı. Şimdi merak ediyorum da diğer yıldızların kaçı yörüngelerindeki gezegenlerde yaşamı besliyordur acaba?
Sayfa 135·Kitabı okudu
Bilim
Üretim
İnsana en iyi gelecek tedavi "üretim"dir. Mutlu ve huzurlu insan hayatını yaşar. Şikayet etmez, ona buna bulaşmaz, kurcalamaz. İşini yapar, sevdikleriyle beraber akan zamana ait olur. Hayatın içinde çevresiyle, kendisiyle, iç dünyasıyla uyum ile bir üretim halinde olmanın huzuruyla yaşar gider. Ama mutsuz insan öyle mi? İçindeki enerjiyi, arzuları, beklentileri, gerçekleştirmek istediğin hayalleri gerçekten anlamlı kılmak istiyorsan üretmek zorundasın. Ürettiğin şeyler ile kendine ve çevrene anlam katmak, birşeylere değer vermek ve üretimlerinin çıktısı olarak dışardan değer görmek sana çok iyi gelecek. Tüm bu enerjini, zekanı, birikimlerini yönlendirebileceğin bir üretim alanı bulmalısın. Toplumlar üreten insanlarla yükselir...
Hayat
Toz akarları görülmek için fazla küçüktür ama onları oluşturan hücreler daha da küçüktür. Onların ve bizim içimizde yaşayan çok sayıdaki bakteri ise daha da küçüktür. Ve atomlar bakterilerden bile çok çok küçüktür. Tüm dünya son derece küçük, gözle görülemeyecek kadar küçük şeylerden meydana gelmiştir ama buna rağmen hiçbir söylencede, hiçbir mitolojide hatta her şeyi bilen tanrı tarafından gönderildiği düşünülen kutsal kitaplarda bile onların bahsi geçmez! Aslına bakarsanız, tüm bu söylencelere ve hikayelere baktığınızda bilimin sabırla ortaya çıkardığı bilgiyi içermediklerini görürsünüz. Evrenin ne kadar büyük ve kaç yaşında olduğunu söylemezler, kanseri nasıl tedavi edebileceğimizden bahsetmezler, yerçekimini ya da içten yanmalı motoru açıklamazlar, bakterilerden ya da nükleer füzyondan ya da elektrikten ya da anesteziklerden söz etmezler. Aslında, hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, kutsal kitaplardaki hikayeler, o hikayeleri ilk olarak anlatmaya başlayan insanların dünya hakkında bildiklerinden fazlasını içermezler! Eğer bu "kutsal kitaplar" gerçekten her şeyi bilen tanrılar tarafından yazılmış, ya da yazdırılmış ya da vahiy edilmişlerse, sizce de bu tanrıların tüm bu yararlı ve önemli bilgiler üzerine bir şeyler söylememiş olmaları garip değil mi?
Sayfa 91·Kitabı okudu
Bilim
Nedeni gayet açık (1)
Güneşin ya da gökkuşağının ya da depremlerin aksine, çok küçük olguların dünyası ilkel insanların pek dikkatini çekmemiştir. Biraz düşününce bu durum çok da şaşırtıcı değil aslında. O olguların orada olduğunu bilmelerinin bir yolu yoktu, dolayısıyla onları açıklamak için bir söylence icat etmeleri de gerekmedi elbette. Göllerin ve havuzların, toprağın ve tozun, hatta kendi bedenlerimizin bile gözle görülemeyecek kadar küçük ama yine de karmaşık olan kendilerine has güzellikte ya da bakış açınıza göre korkutucu canlılarla kaynadığını, on altıncı yüzyılda mikroskop icat edilene dek kimse bilmiyordu.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Bilim
Reklam