Dilek

Dilek
Kitap okumayi seviyorum. Buradaki amacim sadece kitaplar hakkinda insanlarin fikirleri ve begendigim yazilari alintilamak.LUTFEEEEEN TANISMAK ICIN YAZI YAZMAYIN. Cevap yazmam. Ustelerseniz engellerim.
Kendi aralarında hararetle tartışanlar, itişip kakışanlar da vardı ama bize pek bulaşan yoktu. Sadece bir ara, bir çocuk, seyyar satıcı gibi yanımıza yaklaşıp, yuvarlak kıçımızdan memnun olup olmadığımızı sordu. "Memnunuz," diyerek geçiştirdik. Aslında önereceği kayda değer bir alternatif var mıydı, insan merak etmiyor değil.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Güldü, "Evet, o yüzden dünyayı değiştirecek bir şey dedim ya," dedi. "Aslında tam olarak dediğin gibi değil. Yani ilacı sürekli kullanmak zorunda değilsin, sadece hastalığa maruz kalma ihtimalin olan zamanlarda kullanırsın, diğer zamanlarda da normal hayatını sürdürürsün. Mesela sokağa çıkacağın zaman alırsın. Düşünsene, sokaklar hiçbir şeyi merak etmeyen, hiç sağa sola bakmadan robot gibi yürüyen insanlarla dolacak. Eski bilimkurgulardaki gibi... Süper bir şey olmaz mı?"
Bu herifler, klinikte, oraya başka nedenlerle gelmiş yoksul insanlar üzerinde testler yapıyorlar. Doktor kılığına soktukları ARDS hastalarını üzerlerine salıyorlar." Bir kahkaha attı, sonra devam etti. "Zavallı adamlar, doktor kılığında birini gördükleri için güveniyorlar haliyle. Dinlemeye başlıyorlar. Doktor kılığındaki abuk, anlatıyor da anlatıyor. Hiçbiri kaçmıyor. Hiçbiri şüphelenmiyor. Hepsi kuzu kuzu dinliyorlar. Bu arada bizim eleman beyin ve hormon aktivitelerini izliyor." Üzerinde grafikler olan başka bir kâğıt aldı eline. "Bak burada test sonuçlarını vermiş. Beynin öğrenme merkezleri ışıl ışıl yanıyor ve dopamin salınımı acayip artıyor. Hastalıktan şüphe duymak aklına gelmiyor, çünkü o sırada hayatın anlamını İdrak etmekle meşgul. Öğrenmekten aldığı hazdan sarhoş."
"Ha evet, ilaç... Abi, insanı hastalığı kapmaya götüren şey nedir? Yani, birisi karşında saçmalarken onu neden dinlersin?" "Kibarlıktan?" "Yok be hocam, meraktan. Yani tanımadığın biri gelip sana abuk sabuk bir şey söylese, hasta olduğundan şüphelenirsin ve hemen kaçarsın. Ama tanıdığın biri sana bir şeyler anlattığında, şimdi benim sana anlattığım gibi, sonu nereye varacak diye merak ediyorsun. Abuklamayla karşılaşsan bile onu teşhis edemiyorsun çünkü merak duygusu baskın çıkıyor." Yığının içinden birtakım kâğıtlar çıkardı. "Hastalığı kapanların %80'den fazlası, yakından tanıdığı birinden kapıyormuş, bunu biliyor muydun? Yani kalkanlarını İndirdiğin anda, abuklamayı teşhis edemez oluyorsun. Neden?" "Hmm, bilmem, güveniliyorsun belki."
Bir ara "ner-de-çok-luk-or-da-bok-luk" diye slogan atan on- on beş kişilik bir abuk grubunun geçişi bayağı bir kargaşa yarattı. Kızlar bağırarak kaçıştılar, çevredeki binalardan çıkıpbir anda toplanan, elleri sopalı başka bir grup, abuk grubuna saldırdı. Abuklar geldikleri yöne doğru kaçtılar. Biraz sonra ortam sakinleşti, olağan keşmekeşine geri döndü.