Aslında her şey Rutkay Aziz’in yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı tiyatro biletini almamla başladı.Tiyatro oyunu izlemeyi de okumayı da çok seviyorum. Pandemi ve karantina şartları ancak “Canlı ve Sahneden Naklen”e izin verse de tiyatroya destek olmaya her daim her şekilde varım. Dün kitabını ve filmini bitirip bugün de oyununu izlediğime göre incelemesine geçelim.
Yazarla yıllar önce “Hayvan Çiftliği” kitabı ile tanışmıştım. Asıl adı ‘Eric Arthur Blair’ olan Orwell ailesinin adına zarar vermemek için ismini ilk kitabında değiştirmiş. Bir toplumda ortaklık; bilinçli olursa adına “ütopya”, bilinçsizlik olursa “distopya” diyebiliriz. Kitap bir distopya örneği hatta çevirmene göre bir insanlık karabasını! Geleceğe ise tam bir uyarı niteliğinde..
Hikaye Okyanusya’da geçiyor. Winston karakteri Bakanlıkta çalışan devlet memuru. Kitapta bilinen dört bakanlıktan sıklıkla bahsediliyor. Barış Bakanlığı savaşın, Gerçek Bakanlığı yalanların, Sevgi Bakanlığı işkencenin, Varlık Bakanlığı ise yokluğun temsili. “Çiftdüşün”ün de bilinçli uygulaması. Winston doğrunun ne olduğunu bulmaya çalışan ancak bir yandan da içten içe korkan bir karakterken; Etrafında bunlara hayatını adayan, sıkı sıkı bağlı olan ya da her şeyin farkında ama kaçan ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ tarzında hareket eden 3 insan tipini gözlemliyoruz. Belki de kitabın ilk yirmi sayfasından itibaren farkındayız o ambiyansı hissediyoruz. Winstonun işlediği, işlemediği her suçu itiraf edeceğini, sevdiği kadına ihanet edeceğini, zihninin altüst edileceğini.. Ama yine de umut ederek okumaya devam ediyoruz.
Orwell kitabını veremle uğraştığı yıllarda 1948 yılında tamamlamış. Ve 1950’de ölmüş. Sayfa 37: “İnsan, ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakamadıktan sonra,
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma