Veronika gençtir, güzeldir, işi vardır ve eğlenmeyi bilen birisidir. Fakat Veronika mutlu değildir, mutluluğun ne olduğunu bile bilmemektedir. Bu yüzden hayata kendi isteğiyle veda etmeye karar verir. Beceriksiz bir intihar girişiminden sonra Veronika, kendisini akıl hastanesinde bulur. Üstelik yaşamak için sayılı günleri kaldığını öğrenir.
Bu noktadan sonra Veronika, kaçırdığı güzelliklerin, yaptığı hataların, kaçtığı benliğinin farkına varır.
Veronika, aslında ölmek istemiyor; ama toplum onun içindeki anormal gördüğü şeylerin ölmesini istiyor. Toplum böyle bir şey değil mi zaten? Belirli kurallar dahilinde, sabit bir hayat yaşamanı isteyen bir güç.
Bence her normal insanda bir delilik, her delide de bir normallik vardır. Her şey bakış açımızdan ibarettir.
"Bu hayatı ne kadar istediğimiz gibi yaşıyoruz?" sorusunu çok güzel sorgulattı bu güzel kitabımız. Umarım sizde bu sorunun cevabını kendinizce bulursunuz.