Albert Camus'nün («Başkaldıran İnsan)
adlı eserinde belirttiği gibi, nasıl nihilist temelli
çağdaş diktatörlükler eninde sonunda teröre gidiyorsa,
materyalist temelli batı ekonomik yapıları
da er veya geç bir sömürme sistemi özelliğini
kazanıyorlar.
İslam toplumunun içyapısına
bakmıyorlar. Hele maddi yapı dışındaki -ki
islam toplumunda önemli bir yer tutar- yapıyı
hiç hesaba katmıyorlar. Örnek olarak diyelim, Afrikadaki,
primitiflikten kurtulmaya çalışan toplumların
iktisat yapısıyla islam ülkelerinin iktisat
yapılarını aynı kategoride düşünüyor ve bunların
hepsine birden geri kalmış ülkeler ekonomisi», «az gelişmiş ülkeler ekonomisi , «gelişmekte
olan ülkeler ekonomisin gibi farkları bir nezaket,
farkı olmaktan öteye geçmeyen isimler vermektedirler.
Halbuki, islam ülkelerinin ekonomi
yapısıyla, yeni medeniyet planına çıkan ırk ve ülkelerin
iktisat yapıları arasında tam bir mahiyet
farkı vardır. Tarihi kaderleri bir olmadığı gibi gelecekte
de gelişmeleri bir olmayacaktır. Tek ortak
tarafları, her ikisinin de aktüel olarak, Batılı ve
komünist emperyalizmin baskısı altında olmaları
ve bunlar tarafından, aynı yöne doğru sürüklenınek
istcnmelerinden ibarettir.
Bu dünyanın bana göre olmadığını düşünüyordum. Bu dünya; hayasız, yüzsüz, dilenci kılıklı, bilgiç, serseri ve açgözlü insanlar içindi. Bu dünya kasap dükkanlarının önünde bir parça et için kuruk sallayanlar içindi