Fakat sorgu, en kötüsü değildi. En kötüsü, sorgudan sonra hiçliğime, içinde aynı masanın, aynı yatağın, aynı lavabonun, aynı duvar kağıdının bulunduğu aynı odaya geri dönmekti..
İnsan bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu ve onunla birlikte düşüncelerde bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu, sürekli gidip geliyordu. Fakat sonuçta düşüncelerin de ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünse görünsünler, bir destek noktasına ihtiyaçları vardır, aksi takdir dönmeye ve anlamsız biçimde kendi etrafında çember çizmeye başlarlar; onlar da hiçliğe dayanamazlar. İnsan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiç birşey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız...
Onun minetini duymak bana iyi geliyordu.. Bayım, hissetmek, birinden daha iyi olduğunu hissetmek tarifsiz iyi geliyordu... Hele aslında daha kötü biri olduğunu biliyorsa insan...
Bu küçük yan sokaklar büyük kentin çukurluklarında yer bulup saklanmak zorundadır, çünkü içlerinde yüzlerce maske takmış kibar insanlar barındaran tertemiz camlı aydınlık evlerin neleri gizlediğini küstahça ve yılışıkça söyler onlar..