Tülay

Tülay
Tülay yorumladı.
Aklımdaki sesleri susturamıyorum.
Ben ölmeliydim. O kadar hayalî olan kişiler arasında benim hayatta kalmam pek mantıklı değil...
Düşünce
İyi ki ölmedin... Olanlar için herkes-hepimiz üzgünüz ama iyi ki bizimlesin, burada şu andasın; hayallerimizde değil.
O kadar hayal dolu, neşeli hayata dair bir çok isteği ve emeği olan kişilerin ölümünü görmek çok ağır .. .
Oysa aramızdaki fark bu kadar büyüktü işte; ben gökyüzüne bakardım hep o ise kaldırımdaki bozuk taşlara...
İnsan ve Duygular
Benim baktıklarım da tüm ışıltısına rağmen ölü, taş benzeri cisimlerdi hâlbuki. İşte o kadar, o kadar "büyük bir fark" vardı aramızda...
The soul is born, he said vaguely, first in those moments I told you of. It has a slow and dark birth, more mysterious than the birth of the body. When the soul of a man is born in this country there are nets flung at it to hold it back from flight. You talk to me of nationality, language, religion. I shall try to fly by those nets.
Sayfa 171·Kitabı okudu
The change on the main character, Stephen Dedalus, can be observed better in these lines I guess. His thinking way about these subjects -politics, language, religion and so on- are described here as a sum. He wanna fly, not stuck in the middle of that binding and restrictive net.
karmaşaya yer yok, o düzen korunacak (!)
Hastalık, yaşlılık, fırtına ya da yoğun kar yüzünden bir ağaç devrildiği ya da yitirildiğinde geride ölümün ya da yeni neslin düzensiz karmaşası kalmıyor düşüp ölenin yerine muntazaman dikilen küçük, ince uzun, güzel mi güzel, iki üç dallı, birkaç yapraklı körpe bir fidan düzene itaat edip uyum sağlıyor, yanında da onu destekleyip koruyan temiz, güçlü bir çubuk oluyor.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Düzen bozuldu mu sökmeli en uluları, hasta görünenleri, hafif eğilmiş yahut yan dönmüşleri nasılsa devrilir bir gün, en ufak bir karmaşaya yer bırakmadan, daha önce orda olduğuna dair iz bırakmadan tez kökünden sökülüp tazecik, bükülebilir olanlar yerleştirilmeli efendim, budur bu işin aslı(!!). ;)