"Gibi" görüldüğüm her hal, ruhumun özgürlüğünü tehdit ediyor. Başkaları tarafından üzerime iliştirilen algılar ve özellikle de paraya ve babamın mesleğine dair imalar beni delirtiyor.
İnsan, etrafındaki her şeyi, kendisini bile, kendisi için bir malzeme olarak görüyor ve aslında şehirler inşa ediyorum derken kendi kendini kesip biçiyor, şekillendiriyor.
Kendi kendinizi şekillendirmediğiniz sürece gerçek hislerinizi bilebilir misiniz? Ya da ben sizi şekillendirmiyorsam şayet, sizi anladığımdan bahsedebilir miyim? Ya da siz beni biliyor musunuzdur, beni şekillendiren siz değilseniz? Bir şeyi ancak onu şekillendiren bizsek bilebiliriz.
Sevgili dostlarım, burada gerçek bir kuş ve onun uçuşunu gördünüz ve sahte kanatlarla, mekanik bir şekilde uçma isteğini kaybettiniz. Oysa şehre döndüğün anda sahte ve mekanik hayatına tekrar dalıp kendini hemen toparlayacaksın. Yıkım ve yapım, dünyanın içinde yeni bir dünya, imal edilmiş, birleştirilmiş ve dönüştürülmüş bir dünya, suni, kurgulanmış, boşluğa adapte edilmiş bir dünya, insanlık için değer, fiyat, eder olgusu üzerine kurulmuş bir dünya.
Böyleyken böyle, harika. Ama sizin derdiniz kendinizle, sevgili dostum çünkü biliyorsunuz ki ben sizinle asla sizin söylediğiniz şekilde iletişim kurmam. Arapça konuşmadık, değil mi? Aynı dili kullanıyoruz, değil mi, aynı kelimelerle anlaşıyoruz. Ama kelimelerin içi boşsa sizin ve benim hatamız ne ki? Boşlar, aziz dostlarım. Ve siz onları hislerinizle dolduruyorsunuz ki ben anlayayım ve onları hoşça dinleyeyim ve karşılığında ben de kendi hislerimle doldurayım kelimelerimi. Birbirimizi anlamaya niyetlendik ama başarmış değiliz.