Yazık! bir yerlerde insanların bütün altınlarını ve mücevherlerini gömüp gizlediklerini duyan bir hırsız var. Benim gömdüklerime rastlayınca adamın yüzü ne hal alacak. Düşünebiliyor musunuz?
Dış dünya ve bu dünyadaki varlıklar sanki hiç onlarla aynı masalarda yemek yememiş ya da onların ölümlü ve anlaşılmaz yaşam süreçlerine hiç katılmamış gibi yabancı geliyordu ona. Öykünmeyi beceremediği bütün o basit görünüşlü eylemler gene derinliksiz bir biçimde bir sessiz film dizisi gibi gözünün önünden geçti
Tıpkı her yerde olduğu gibi burada da saldırganlar saldırıya uğrayanlardan Üstün tutuluyordu. Ne de olsa dünyadan fazla kopmamış kişilerdi saldırganlar..
Çevresinde gördüğü delilikten korkuyordu. çünkü kendi içinde olan bir şeyi uzantısıydı bu delilik. Insanların gerçekte olduklarından daha da deli ve tuhaf olmalarını istiyordu. o zaman kendisini, kendi eğilimlerini, dağınık düşüncelerini ve gerçekleşmemiş özlemlerini hastaların tam olarak gelişip patlak vermiş deliliğinden ayıran sınırı görebilirdi çünkü.
Kız evlat kesinlikle lanetli olduğuna inanıyorsa annesinin bunu bildiğini ona aslında sevgi yerine acıma sunduğunu ve gurur yerine şehit edilme duygusunu taşıdığını düşünüyordu mutlaka