Yanımda kalmasını isterdim. bir ömür boyu susmasını, yıllarca o tavan arasında saklanmasını... Ama biliyordum, onun için en doğrusu gitmekti. Çünkü bazı insanlar "gitmek" fiili ile yan yana yaşar bu dünyada..
"Kocamdı" demedi. "Hayat arkadaşımdı" demedi. "Yetimimdi" demedi. "Çocuklarımın babasıydı" demedi. "Ömrümün tamamıydı" demedi. "Çocukluk arkadaşımdı" demedi babam için. "Amcamın tek oğluydu" dedi sadece ve Sular Seller gibi ağlamaya başladı..
(Gözlerim dolu dolu okudum nasıl bi şeydi)
Ben o zamana kadar bütün musibetlerin hep başkalarının başına geldiğini sanıyor, yeryüzündeki bütün iyi romanların belki de bu yalana inanalım diye yazıldığını düşünüyordum..
Tek istediğim uyumaktı. Çünkü eğer rüyaları saymazsak, uyku tıpkı ölüm gibiydi; her şeyi silen, yaşadıklarımızı bir süreliğine de olsa sindirmemize yarayan bir unutma hali. Bazı uykular unutmanın diğer adıydı..