Soru sormak, karşımdaki insanda kendimi aramaktır. Zifiri karanlıktayken şimşek çaktığında nasıl kısa bir aydınlık olur, bir adım atarsın sonra yeni şimşeğin çakmasını beklersin. Onun gibi bir şey soru sormak .
Yolunu kısa süreli aydınlatır, etrafına bakınırsın ve sonra yeni bir soru sorman gerekir.
Her şey bir adım atmak içindir ama her zaman karanlık daha fazladır.
Önemli olan sadece sorudur ve soru bana var olduğumu hissettirir.
-Paragraf soru bankasından alıntı-
“Bunların her birin az sonra bedenine saplanıp elektrik dalgaları yaymaya başlayacak.
...
Başlıyoruz sevgili küçüğüm , sana bütün babalık şefkatimi göstereceğim.
Biliyorsun şefkat bir lisandır ki sağır da duyabilir, kör de görebilir ve yine biliyorsun, şefkatsizlik öyle bir anlatımdır ki duyanları sağır, görenleri kör eder. Şefkatsizlikle canını yakmaya şu minik yüreğim dayanmayacak...
Ne dersin, tableti konuşalım mı?
İbrahim in şifresini? “
...
Bu adama teslim olmayacaktı.
“Sakın acında kaybolma.”dedi kendine ,
ve bil ki Zara ,
çekeceğin bu acı bir gün dermanın olacak,
kalbin bir gün seni hakikate götürecek
ve ruhun o gün gerçek sevgiliyle tanışacak.
Hipnoza maruz kalmamak için gözlerini yumdu.
“Bence tam tersi Harput Ağa, tam tersi...
İnsan cesaret sayesinde korkuya hükmedebilir, korkuya direnebilir ve hayatın genişliğini uzunluğundan değerli görmeyi başarabilir.”
“Sen az evvelki inkâzımı unutmuşsun belli ki küçüğüm. Tekrar hatırlatayım ve hiç unutma;
nefesler, ecele doğru atılan adımlardır.”
Okumak, insanın duygu ve düşünce dünyasını zenginleştirir , ufkunu açar.
Okumayan insanın başkalarına aktaracağı bir görüşü, düşüncesi ya da bilgisi olamaz.
“O yüzden iyi yazı yazmanın ilk koşulu başkalarının yazdıklarını okumaktır.”
Kendini yenilemeyen, kendi sanatına yeni bir aşama yapmayan yazarlar çoğu zaman okumamakla suçlanır.
Kitap okumak, yalnız yazar olmanın ,
yazı yazmanın değil ;
iyi bir aydın olmanın da gereğidir.
Okumayan bir aydın ne kendini tanıyabilir
ne de yaşadığı toplumu anlayabilir.