Mevhibe Beyat, Özdemir Asaf’ın kendisine beslediği platonik aşkla “Lavinia” olarak edebiyatımıza girmiştir. Fakat Lavinia Özdemir Asaf’a aşık değildir.
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
(Syf. 15 ve 18)
“Gerilerde kalan bir daha dönülemez bir şeyler var gibiydi. Bir şeyleri istemeden bitirmiş olmanın,
bir şeyleri yarım bırakmış olmanın hüznünü içinde sürükleyerek amaçsızca yürüyordun.”
“Mutluluk, onların görmedikleri, bilmedikleri, yaşamadıklarıdır. Bu yüzden, hiç aramazlar mutluluğu; bilmedikleri tatmadıkları için de mutsuz değillerdir.”
“O yemyeşil okyanusun ortasında, tıpkı o unutulmaz atlı gibi, ama bir ayağım üzengiye takılmamış, başım atın ardınca taşlara vura vura değil, parlamış bir atın üstünde, yüreğimde dünyanın en güzel yaratığıyla uçuyordum.
Atımla ben, uçan bir leke gibiydik yemyeşil ovanın ortasında.”