“Gupse bir günlük bebekle yalnızdı şimdi. Ayakta durması gerektiğini biliyor, yine de sık sık yattığı yerden kalkıp bir kedi masumiyetiyle uyuyan küçük , garip, buruşuk suratlı şeyin üzerine eğilmekten, beşiğin kenarını parmaklarıyla sımsıkı kavramaktan kendini alamıyordu. Birazdan gelip alacaklarını biliyordu ; ne emzirecekti bebeğini ne pışpışlayacak ne de gece ağlayınca kalkacaktı; hepsini yapmakla görevli küçük bir ordu ne ihtiyaç doğarsa saniye geciktirmeden karşılayacaktı. Günde birkaç defa görebilirse, ilk adımlarını atışına şahit olabilse kendisini talihli addedecekti.”
Yalnızlık bir yağmura benzer
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Erselik saatlerde…
Rilke
“Nefes alıyor insan uzaklaşınca biraz.Sadece biraz ve bir anlık. Sonra her şey yeniden başlıyor; çünkü hepsini kafanın içinde, beraberinde taşıyorsun kendinle aslında.”
“Bazen anlatacak şey olmayınca o bana o sıralarda okuduğu bir kitaptan bahsediyor, oradaki bir kahramana kızıyor ya da sabaha kadar o kahramanı düşündüğü için uyuyamadığını söylüyordu. Onun sayesinde, onun kadar kitap okuyamasam da artık, o kahramanları, o kitapların geçtiği yerleri öğrenip başka hikâyelerin hayallerine dalabiliyordum ben de.”