"Çocuğun yaratılmasıyla birlikte -çocuk gerçekten istendiği için yaratılmış olmadığından- yaratıcıların talepleri de başlar. Yaratıcılar diyorum, çünkü anne babalar büyük bir kendini beğenmişlikle kendilerini çocuğun yaratıcısı olarak görürler. Sanki yaratmak, erkekle kadının bir-iki dakikalık çiftleşmesine bakacak kadar basit bir şeymiş gibi. Anne ve babalar çocuğun kendi özgürlüğü içinde büyüyüp gelişmesine nadiren izin verirler. Çocuk çoğu zaman, anne ve babasının kişisel arzu ve hayalleri ile mevcut toplum düzeninin standartlarına göre yoğurulur."
"Hayatını planla. Amaçlarını gerçekleştir. Hayattan ne beklediğini bil. Hiçbir şey seni yolundan alıkoymasın. Azim ve disiplin sayesinde yapamayacağın şey yoktur. Bunu başaracak yeteneğe kesinlikle sahipsin."
Bu sözler böyle sürüp gider. Ana babalar, hocalar, psikologlar, en iyi arkadaşlar, hepsi bunları söyler ve sen de bunları tekrarlar ve hepsine de inanırsın. Bütün bunların ne kadar saçma olduğu, bir gün şu ilanı okuduğum zaman kafama dank etti: Yüzünde kararlı bir ifade okunan eli yüzü düzgün orta yaşlı bir kadın fotoğrafının altında, “Bu kadının belirli amaçları var," diye yazıyordu. "Ve biz de onu oraya ulaştıracağız." Borç vermek isteyen bir bankanın reklamıydı bu."