Gülçin Tezcan

Gülçin Tezcan
@GulcinTezcan
Puan vermedi·239 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Genelde kişisel gelişim kitaplarını hep yarım bırakırım, sıkılırım. Ama bu sefer tam da ihtiyacım olduğunda karşıma çıktı bu kitap. Çok ta akıcı, bir solukta okudum. Kendi adıma kendi duygusal ihtiyaçlarımı doğru tanımamda bana katkı sağladığını düşünüyorum. Ayrıca çevremdeki insanların da davranışlarını daha iyi niyetli yorumlayabildim sanırım. Kitaba başlamadan önce karmakarışık olan zihnim şu an net. Tabiki pratiğe yansıyacak mı bu farkındalık onu da yaşayıp göreceğim.. En azından kişisel gelişim kitaplarına önyargım kırıldı, tavsiye edebileceğim bir kitap
BağlanmaAmir Levine · Aganta Kitap · 20185,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·320 syf.··
2019 19. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2019 00:11
Kitabın ismini ilk okuduğumda Eichmann'ın Kudüs mahkemesinde kendini savunurken işlediği suçları normalleştirdiği gibi bir algı oluşmuştu bende. Kitabın siyasetten ziyade insan psikolojisi ile ilgili bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Yanılmışım :) Kitapta Eichmann'ın yahudi soykırımına "çok ta fazla karar verici bir yetkisi olmayan" görevi sebebiyle "yardım ve yataklık" ettiği ama insan ölümlerinin emrini kendisinin vermediği üzerinde ısrarla durulmuş. Ayrıca Israil'in Eichmann'ı kaçırarak Kudüs'e getirmesi ve Kudüs mahkemesinin davayı ele alış şekli eleştirilmiş. Kitabın sonlarına doğru kimin kime karşı kötülüğünün sıradan olduğu konusu biraz karıştı. Çünkü yazar Kudüs mahkemesinin Eichmann'ı hiçbir zaman yetki sahibi olmadığı konularda sorumluluk sahibiymiş gibi kabul ederek ve insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında uluslararası bir mahkemede yargılanması gereken suçları yahudi toplumuna karşı işlenmiş suç olarak değerlendirip pek te adaletli sayılmayacak sekilde yargılandığını iddia etmiş. Yani yazara göre Eichmann'a verilen idam kararı da haksızmış. Bu kafa karışıklığı bende yazarın kim olduğunu araştırma ihtiyacını ortaya çıkardı. Farkettim ki yazar bir Alman mış:) Ayrıca Eichmann yargılanırken Almanya'nın Eichmann ı kendi ülkesinde yargılama talebiyle Israilden istemesi gerekmez miydi? Neden Almanya bu adamın arkasını aramamış onu da anlayamadım. Sonuç olarak yazarın davanın ele alınış şekli konusunda haklı olduğu noktalar muhakkak ki vardır ancak yine de yazarın konuyu ele alış şeklini pek objektif bulmadım..
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022990 okunma
Puan vermedi·382 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2019 23:48
Bu kitap üzerinde biraz düşünmek lazım. Tüm toplumlar böyle midir bilmiyorum ama bizim toplumumuzun ahlakı daha iyi nasıl özetlenebilir bilmiyorum. Kitapta hayat dersi olacak, akıl defterinin baş kösesine konacak insanın hayat algısı ile ilgili nasihat değerinde cümleler var. Bununla beraber hikayenin bütününe bakınca benim gördüğüm şu: Insan iletişiminin kalitesini para ve güç belirler. Bununla beraber iletişimin iyi olması dürüst olması anlamına gelmez. Güçlü ama dürüst olmayan insanlar ihtiyaç sahibi ve iradesi biraz zayıf insanı fark ettiği zaman onların zaaflarına oynayıp onlara istemedikleri şeyleri de yaptırır. Bu durumda iradesi zayıf olanın ihtiyaçları belki görülür ancak iç huzuru kaybolur. Bir yandan çıkarlarının kölesiyken bir yandan da artık gećmişte kalan özgür günlerini yoksulluğa rağmen özler durur. Işler tersine dönüp cuvallanırsa da, çıkarları değişen güçlü ve dürüst olmayan kişi kullandığı iradesi zayıf insanı bir mendil gibi kenara atar ve tüm olan bitenden kendini sıyırır. Olup bitenin hesabını verme ihalesi iradesizliğinden istemediği şeyleri yapana kalır. Akraba, tanıdık, eş dost olayı da kitabın yazıldığı gün gibi bugün de aynı. Çok zenginken dibinizden ayrılmayan eş dost iflas ettiģinizi, borca battığınızı duysa anında ortadan kaybolur. Davranışlarındaki tek fark, siz güçlüyken yüzünüze gülüp arkanızdan gizlice atıp tutarken iflastan sonra tüm hasetlikleriyle hakkınızda uluorta atıp tutarlar.. Velhasılıkelam insanoğlu ahlaksız bir varlık.. Kitabın hikayesine gelince.. keşke Emine ölmeseymiş..en azından Hayri Irdal'ın zayıf iradesi emin ellerde olurdu..
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2019 10. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2019 15:07
Ergenlik dönemi vucudun hormonal dengesinin değiştiği bir dönem değil sadece. Insanın çocukken farkına varmadığı, yaşadığı topluma ait tüm saçmalıkları, hırsları, sevgisizliği ve sahteliği de fark etmeye başladığı, farkına vardığı acımasız düzeni anlamaya çalışıp uyum gösterip göstermemeye karar vermeye çalıştığı bir süreç. Topluma uyum göstermeyi (ya da uyumluymuş gibi görünmeyi) başardığımızda artık ergen değil, yetişkin oluyoruz zaten. Çavdar tarlasında çocuklar da Salinger problemli bir ergenlik dönemi geçiren Holden'in penceresinden hayatın 3-4 gününü tanımlarken Holden'in dısarından görunen uyumsuzluğundan çok aslında ne kadar zeki olduğunu, hayatı sorgulayışını, onu eğitmekle sorumlu olan öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocukları anlamaya çalışmaktan, rehberlik etmekten ne kadar uzak olduklarını ortaya koyuyor. Bu kitabı genelde liselerde öğrencilere tavsiye ederler ama oğrencilerden önce ergenliğe yaklaşmış çocuğu olan ebeveynler okumalı bence.
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2019 22:18
Hepimiz biraz Dorian gibiyiz aslında. Bazen istemeden bazen kendi tercihimizle birsürü iyi ve kötü deneyimler yaşarız. Iyi deneyimleri kolumuza takıp yola devam ederiz. Kötü deneyimlerimize, canımızı acıtan hatalarımıza rağmen yaşayabilmek için onlardan "gerekli dersleri aldığımıza kendimizi ikna eder" kendimizi affeder ve geride bırakıp yaşama tutunuruz. Hatta yaşananların kötü etkisinden arınmak için saç modelimizi yeniler, alısverişe çıkıp yeni giysiler alırız. Ilk bakımı dış görünüşümüzü düzelterek yaparız yani.. oysa ki yaşananların esas etkisi vicdanımızda yıllarca kalır. Olmadık yerden bir kalp sızısıyla kendini hatırlatır.. Oscar Wilde nin tasvir ettiği Dorian Grey in karakterine yerleşen kibir ve kötülük ve görenin vazgeçemediği güzelliği çok uç noktalarda bir tanımlama elbette. Ama yine de Dorian ın vicdanının yansımasına dönüşen portre, bana o portrede ben nasıl görünürdüm diye düşündürdü.. Insana kendi hayatını nasıl yaşadığını, değerlerini ve başkalarının hayatına nasıl bir etki bıraktığını düşündürten, herkesin okumasını tavsiye edebileceğim bir roman.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,1bin okunma