Güldere Demir

Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye.Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor? … Ulan yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayıı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli. Sadece bu yetmez mi insana?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Birimizin kasveti hepimize bulaşıyor böyle. Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da. Şu an yaşadığım her şey o günlerin aynısı. Evde olmak istemiyorum, ama her akşam eve dönüyo-rum. İşte olmak istemiyorum ama her gün işe gidiyorum. Bir şey beni hep dışarıya çekiyor. Hiçbir yere ait hissedemiyorum kendimi. Hiçbir eve, hiçbir aileye, hiçbir topluluğa.
İnsanlar yalnızca nüfus sayımlarında, istatistiksel hesaplamalarda, oy hesaplarında dikkate alınıyor, bunun dışında varlıkları pek bir anlam ifade etmiyordu; insan hayatının, sayısal verilere dayalı kurgulara nesne yapılması da modern çağın belirleyicilik arzusundan herhalde. Hayatı yığınla grafikten, yatay ve dikey eğrilerden ibaret sayan bir zamanı yaşıyoruz. Matematik bilmeyenlerin tutunamadığı bir çağ. Hesaplamalarla dolu her yer. Bankalar, müşavirlik bürolanı, borsa, şirketler, puan hesaplamaları, ekonomik veriler, vergı hesaplamaları, pariteler, faturalar... Tanrım, sayılar bizi yok edecekler!..
Kendi var oluşunu geçiştirenler, başkalarının var oluşunu da ucuz sözcüklerle geçiştirme uğraşındalar. Aslında bir yandan kendilerini de geçiştirme çabası bu. Ne kadar önemsiz-leştirirsen o kadar uzak tutarsın zihninden.