"Hastayım, çok hastayım," dedi. "Şimdiye dek ne kadar hasta olduğumu fark etmemiştim. İçimdeki bir şeyleri yitirdim. Yaşamdan hiç korkmadım ama yaşama doyup yaşamaktan bıkacağımı hiç düşünmemiştim. Hayat beni o kadar tatmin edip doyurdu ki hiçbir şey arzulamıyorum.
Gerçekçilik benim doğamın kaçınılmaz bir unsuru ve burjuva ruhu gerçekçilikten nefret eder. Burjuva korkaktır. Yaşamdan korkar. Sen beni şekillendirip kalıplar içine sokacaktın. Beni, hayatın bütün değerlerinin gerçekdışı, sahte ve bayağı olduğu güvercin yuvası kadar bir yaşamın içine sıkıştıracaktın."
Oysa zihni olağanüstü derecede meşguldü. Kafasında düşünceler dönüyor, dönüyordu. Döngünün merkezinde, "bunları zaten yazmıştım" cümlesi vardı. Bu cümle beynini kurtçuklar gibi yiyip bitiriyordu. Sabahları bu düşünceyle uyanıyordu. Geceleri rüyasında aynı düşünceyle cebelleșiyordu. Çevrede duyularını uyaran ne olsa, bir şekilde "bunları zaten yazmıştım" cümlesine bağlanıyordu. Mantığının insafsız işleyişi onu, kendisinin artık hiç kimse ve hiçbir şey olmadığı sonucuna ulaştırdı.