Güzel bir vücudun, Tanrı'nın binbir itina ile yoğurduğu mükemmel bir insan yapısının zengin bir iç âlemini çerçevelemesi enderdir. Ben içerisinde kavak yelinden başka rüzgâr esmeyen ne güzel kafalar gördüm. Bir Venüs göğsü kadar güzel bir iştiha ile kabaran göğüslerin ne sıska, ne çelimsiz, ne zavallı yürekler barındırdığına şahit oldum.
Bizim ruhumuz bile duymadan gelip geçen mevsimleri, açıp solan çiçekleri bize hatırlatan sanatkâra minnet dolu gözlerle bakar, onu bağrımıza basmak isteriz. Bizim zavallı gözlerimizin bir lastik top gibi çarpıp geri geldiği ufukları sanatkârlara bırakırız.O içini bir güvercin gibi ufuklara doğru salıverir, bizim muhayyilemizi aşan ufuklardan bize renkler, kokular ve sesler getirir. Bize Allah’ı anlatan o olmuştur. Bize kendimizi anlatmasını yine ondan bekler dururuz.
Kedi daha anasının karnında iken nasıl amansız bir fare düşmanı kesiliyorsa, biz de aynı hisle tamamıyla kendi bünyemizin mahsulü olduğuna emin olduğumuz şeyleri daha görür görmez tanıyor ve benimsiyoruz.