Yazarla Yeni Hayat Sahaf ve Kitabevi’nde tanışma fırsatım olmuştu. Onu ilk Kara Gergedan kitabıyla tanımıştım, oradaki dili çok etkileyiciydi. Bu kitapta da aynı derinliği ama daha deneysel bir anlatım içinde buldum.
Modern Soslu Postmodern Makarna kısa ama yoğun öykülerden oluşuyor. Yıldırım, bazen ironik bazen sarsıcı bir dille modern insanın yalnızlığını, sistemin içinde sıkışmışlığını anlatıyor.
Benim en çok etkilendiğim öyküler Kardeşine Ağıt, Şıp ve Rahel oldu. Özellikle Rahel, Filistin’de öldürülen Rachel Corrie’nin hikâyesini anlatıyor ve gerçekten çok dokunaklı. İshak’ın Çığlığı ise korku edebiyatı havasında, insanın iç karanlığıyla yüzleştiriyor.
Yıldırım’ın dili hem düşündürücü hem de yer yer şiirsel. Modernle postmoderni harmanladığı bu kitap, kısa ama etkisi uzun süren bir okuma deneyimi sunuyor. Okuduktan sonra bazı cümleleri zihnimde yeniden dolaşırken buldum kendimi; o yüzden bu kitabı sadece okumak değil, hissetmek gerek diyebilirim.